Categorized | Makaleler

KÖY ENSTİTÜLERİNDEN BU GÜNE UZANAN YOLDA BİR EĞİTİMCİ

KÖY ENSTİTÜLERİNDEN BU GÜNE UZANAN YOLDA  BİR EĞİTİMCİ

KÖY ENSTİTÜLERİNDEN BU GÜNE UZANAN YOLDA

BİR EĞİTİMCİ

MEHMET ALTINDAL

Cumhuriyet sonrası dönemde ülkemiz nüfusunun yoğunluğu köylerde yaşamaktaydı. O dönemde, Türkiye tam bir köylü toplumudur. Kapalı ve kendine yeterli yarı feodal ekonomik dönem yaşamaktadır. Şehirlerde nüfus yoğunluğu az, şehirler gelişmemiştir. ülkeyi geliştirmenin yolu, köyleri geliştirmekten geçeceği ve köyleri geliştirmenin yolunun da eğitimden geçeceği gerçeği kendini dayatıyor yönetenlere.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı H.Ali Yücel ve Milli Eğitim Genel müdürü Hakkı Tonguç, ülkenin objektivitesine uygun bir eğitim, öğretim okulları projesi geliştirip hayat veriyorlar.

namaras.org_DSC05533

“Yaparak ve Yaşayarak öğrenilen”

Köylerin kalkınmasına yönelik Eğitim Öğretim Okullarını açıyorlar ve köylü çocuklarını, köylerinden alıp bu okullarda eğitime başlamalarını sağlıyorlar.

İşte bu dönemin sonlarında Aksu Köy Enstitüsüne,  1946 yılının 10 Kasımında kayıt ettirilen Mehmet Altındal 1931 yılında Gündoğmuş’un Güney yaka köyünde doğuyor. Babası “iyi bir çoban” adayı olarak büyütüyor onu.11 yaşına gelince “eğitmen, oğlunuz gelsin okula yazılsın diye tutturdu” diyerek Karadere köyünün üç yıllık ilkokuluna gönderiyor babası. Çobanlıktan vakit buldukça gidiyor okula. Babasının 450 den çok kıl keçisi sürüsü var. o dönemde çocuğunu okula gönderen çok az aile var köyde. Yaşam hayvan otlatmakla ve tarlalarda çiftçilikte geçtiği için, okuyor olmanın bir önemi yok köylüler için.

Mehmet Altındal ilkokul üçüncü yani son sınıfa geliyor. Okul bitecek. Okul kapanmadan Öğretmen, çocukların babalarını okula toplantıya çağırıyor:”Arkadaşlar, Antalya, Aksu’da bir okul var, orada okuyan çocuklar benim gibi öğretmen oluyorlar. Devlet Gündoğmuş ilçesinden elli çocuk istiyor. Bizde köyden çocuk gönderelim” diyor.

namaras.org_Resim (122)

O zamanlarda çocuğu okula göndermek zahmetli iş. Mehmet Altındal’ın babası da “olmaz” diyor. Babaya göre, Mehmet akıllı, kıvrak bir çocuk. Tam çoban olacak özelliklere sahip, ama annesi Vezir Ayşe’yi köyün öğretmeni ikna ediyor,”Mehmet, alim olacak, temiz giyinecek, hep devletten maaş alacak” diyor. Vezir Ayşe’si “çocuğum okuyacak diye diretiyor kocasına ve adam çaresiz” tamam ” diyor.

Mehmet, köyden diğer çocuklarla beraber Gündoğmuş’a gidiyor. Gündoğmuş’ta sadece yedi çocuğun babası, günlüğü 150 kuruştan iki yıllık senet imzalıyorlar. Senet imzalamayı göze alamayan babalar çocuklarını köye götürüyor. O zaman, Aksu Köy Enstütüsü, ilk okumayı üçe kadar okuyan köy çocuklarını Aksuya getirerek, yatılı olarak 4. ve 5. sınıfları Macun ilkokulunda okutuyor. Mehmet ve 50 arkadaşı, Gündoğmuş’tan yürüyerek Manavgat’a geliyorlar ve oradan kamyonla Aksu’ya gidiyorlar.”1946 yılının 10 Kasımında köy Enstitüsüne kayıt oldum” diyor Mehmet Altındal.

namaras.org_Resim (121)

“  Kızlar ve erkekler aynı sınıfta, tarlada, pulluğun arkasında, tavuklarla, arılarla ve inşaatta birlikteydik. Hem yapıyorduk, hem eğitim alıyorduk, hemde sürekli ülkenin ve dünyanın ünlü yazarlarının romanlarını okuyorduk dinlenme aralarında. Çalışmaya ara verip, elimizdeki iş aletlerini bırakınca, ceplerimizden kitaplarımızı çıkarıp, okumaya başlıyorduk. Dinlenmek, okumak demekti bizim için”

Köy Enstitüleri beş yılda tamamlanıyor. İlk iki yılı temel eğitim. Üçüncü sınıfta uzmanlığa ayrılıyor çocuklar. Mehmet’te, arıcılık, koyun, keçi ve kümes hayvanı yetiştirme alanlarını seçiyor. Heyecanla öğreniyorlar, hayvan yetiştiriciliğini, arıcılığı. Öğrenecekler ki, köylerdeki çocukları eğitecekler, köylüleri eğitecekler ve Türkiye kalkınacak. Ama 1953 yılında, Mehmet 5. sınıfta iken köy Enstitülerinin adı tabelalardan siliniyor, eğitim 6 yıla çıkarılıyor. Mili Eğitim’deki “öğretmeni iş başında yetiştirme büroları”kapatılıyor. DP. İktidarda. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri.

namaras.org_Resim (119)

Köy Enstitülerinin kapatılıyor.

Köy Enstitülerindeki Eğitim Öğretimin yetiştirdiği gençlerin gelişmişlik düzeyi, ülkeyi yönetenleri ürkütüyor. Köy Enstitüsü eğitimi alanların eğittiği çocuklardan ve bu öğretmenlerin köylere bilinç götürmeleriyle gözü açılan yurdum insanından rahatsız oluyor ülkeyi yönetenler.

Mehmet Altındal 1954 yılında Köy Enstitüsü Eğitimi aldığı aksu Öğretmen okulunu bitiriyor. Ama o kendini köy Enstitüsü mezunu olarak görüyor, çünkü aldığı eğitim ve bilinç böyle düşündürüyor onu. Köyüne gelip, bir döşek, bir yorgan, bir yastık balyası ve tahta valizini bir ata yükleyerek Akseki’ye gidiyor. Akseki’den bir kamyona binerek Konya’ya, oradan da trenle Gaziantep’e ve oradan kamyonla Urfa’nın Bozova ilçesinin Deniz bacı köyüne varıyor. köyde ne okul var, nede Muhtardan başka doğru dürüst Türkçe konuşmasını bilen.

namaras.org_Resim (105)

Muhtarla birlikte önce kerpiçten bir oda olarak okul yapıyorlar. Sonra 18 sayfa Kürtçe kelime yazıp, Türkçe karşılıklarını da karşılarına yazarak, Kürtçeyi öğreniyor ve 9 kız,9 erkek, 18 çocuğun babalarıyla konuşarak onların okula gelmesini sağlayarak eğitime başlıyor.148,75 TL. Mehmet öğretmenin ilk aylığı. Onuda severek ve isteyerek okula harcıyor.”İki yıl gelip geçiverdi Deniz bacı köyünde”diyor.

Mehmet Altındal öğretmeni,1960 yılının ekim ayı ortalarında, yayladan döndüğümüzde, babam, Güneycik köyüne okula kayıt ettirmeye götürdüğünde tanıdım. Namaras köyünde okul yoktu.4 km. uzağımızda bulunan Güneycik köyünde okul vardı. Her gün sabah 16 çocuk yürüyerek Güneycik’ gider, akşam tekrar eve dönerdik. Anam sarı kel pambıktan topladığı pamukları eğirip, dokuyarak bana paçası nakışlı bir uzun pantolonumsu giysi dikmişti. M.Altındal, babamla yanımıza geldi, eliyle başımı okşadı ve babama dönerek:”Ali amca, çocuk akıllı, okur bu çocuk, sen, terzi kır Mahmut’a götür pantolon diktir, ayağındaki giysiyle olmaz” dedi. Öğretmen başımı okşadıktan sonra:”akıllı” deyince, aklılı olup, olmamanın başın okşanmasıyla anlaşıldığını düşündüm. Çünkü Yörükler tekenin, koçun iyisini belini okşayıp anlarlardı.

Mehmet Altındal, Bölgemiz açısından sadece bir öğretmen değil,sosyal,kültürel ve ekonomik bir olaydı.Köylerimiz,Köy Enstitüsü öğretmenleriyle birlikte Bilimle,teknikle,imeceyle ve demokrasi kültürüyle tanıştılar.Yani Köy Enstitüleri ülkemiz için,yepyeni bir sosyal yaşam,yeni kültürel değerler ve canlanan ekonomi demekti.

1957-58 Eğitim-öğretim yılında Gündoğmuş ilçesinde ve köylerinde toplam 15 öğretmen eğitim vermektedir. Az sayıda eğitimci olmasına karşın, birçok öğretmen hakkında solcu, köylüyü düzene karşı kışkırtıyor diye, sürekli olarak soruşturma açılmaktadır. Gün geçmiyor ki Mehmet öğretmen içinde Güneycik köyüne bir müfettiş gelmesin. Birçok kezde, bazen iki, bazen üç, bir keresinde de altı müfettiş birlikte soruşturmaya geliyorlar. Köylüler şaşırıyorlar bu duruma. Fakat Köylüler öğretmenlerini tanımışlardır. Çocuklarını okutan, köylüye her konuda örnek olan, köye faydalı bir insandır öğretmen ama ülkeyi yönetenlerin niye Köy Enstitüsünü bitirmiş bir öğretmenle bu kadar çok uğraştığını bir türlü anlayamazlar. Namaraslılar da, Güneycikliler de her zaman öğretmenlerinin arkasında durmuşlardır.

Köy Enstitülerinde demokrasi kültürü gelişmiştir, eğitimde, çalışma hayatında yani yapılan her işte tartışarak karar alma kültürünü edinmiştir öğrenciler. Öğretmenler edindikleri bu kültürü köylere taşımışlardır. Demokrasi, Köy Enstitüsü öğretmenleri açısından bir yaşam biçimi olarak algılanmış ve bu kültürü hem sınıflarda öğrencileriyle, hem de köyde köylülere örnek olarak yaşatmışlardır.

Mehmet Altındal’ın okuttuğu bütün öğrencileriyle ilgili unutamadığı birçok anısı var. Lara, Örnek köydeki evinde zorlu bir hastalığa karşı dimdik duruyor. Yaşamda, bütün eğitimcilik yıllarındaki dik duruşunu hastalıkla mücadelede de gösteriyor. Yaşamda her zorluğun altından kalkan Öğretmenim, bu hastalığ ında üstesinden gelecek ve Güneyyaka köyünde  Naşide ablanın yetiştirdiği domatesleri birlikte yiyeceğiz. İkimizinde sözü var biline. Öğrencilerinin ziyarete gelmesinden çok mutlu oluyor ve gelen her öğrencisini şaşırtacak anılarla dolu Öğretmen Mehmet Altındal. Bu gün bile bütün öğrencilerinin okul numaralarını biliyor. Çünkü Köy Enstitülerinde onları, öğretmenleri okul numaralarıyla çağırırlarmış. Benimle ilgili anısı, öğretmenimi ve beni çok heyecanlandırdı. Mehmet Altındal Öğretmen bu anısını yaşamından bir ders olarak anlattı.

“Siz dördüncü sınıftaydınız. Ali Çetin ve Durmuş Sözen sınıfın en iyi matematik problemi çözen öğrencileriydi. Bir matematik probleminin çözümünde, Durmuş ile Ali farklı sonuçlar buldu. Sınıfta inatlaşma olunca, bende Durmuş’un sonucu doğrudur diye tavır koydum. Ali, benim tavır koymamı hazmedemedi ve “öğretmenim, Durmuş size portakal ve balık getiriyor ya, onun için onunki doğru diyorsunuz” dedi. Birden ne yapacağımı şaşırdım ve “Durmuş kalk ayağa oğlum, getirdiğin portakal ve balıkların parasını sana vermiyor muyum” dedim. Durmuş:” veriyorsunuz öğretmenim” dedi ama huzursuz olmuştum. Evde aynı problemi tekrar çözdüm ve baktım ki gerçekten Ali’nin çözdüğü sonuç doğru. Bir kaç gün sonra sınıfa gelip bu matematik problemini yeniden çözdüm. İşte senin bana böyle tepki gösterme cesaretinde benimde eğitimde demokrasi anlayışımın etkisi olduğunu düşünüyorum.”dedi. Mehmet  Altındal. Her anlattığı şeyde duygulanıyor, heyecanlanıyordu, Sanki yeni öğretmen olmuştu, ya da sınıftan yeni çıkmıştı teneffüse.

namaras.org_DSC05536

Aksu Köy Enstitüsünün son mezunlarından biri olmanın gururuyla 81 yaşında yaptıklarının ve yaşadıklarının ve başarılı öğrenciler yetiştirmenin haklı övüncüyle yaşıyor Öğretmen Mehmet Altındal. Bir kültür olarak bir döneme damgasını vuranların listesine eklenmiş çoktan. Yanında yaşam arkadaşı, omuzdaşı, yoldaşı Naşide Hanımla birlikte.

Mehmet Öğretmen, Köy Enstitüsü son sınıfta iken köyün dağında Naşide hanım odun toplarken, keçilere dal keserken onun yanına gizlice gidip, ona sevdiğini söyleyebilmiş. O yıllarda, köyde bir kıza arkadaş olalım diyebilmek nerdeyse olanaksız bir şey. Ama Köy Enstitüsünde medeni cesaretli olmayı, sevgiyi paylaşmayı, yaşam hakkında karar alma kültürünü ediniyorlar ve Edindikleri her yeni değere, kültürüde yaşamlarında hayat veriyorlar.

Köy Enstitüleriyle ülkemizde bir dönem kapanmadı, gelişmenin, değişimin önüne set çekildi. Açılan aydınlık yol tıkanarak güneşin ışıklarının girişi engellendi.

ALİ ÇETİN

sinanalicetin@yahoo.com

namaras.org

Leave a Reply

Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Haziran 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« May   Ağu »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930