Tag Archive | "5"

ALARANIN GÖZLERİ – 5


1 Temmuz

GÖKSU’NUN GÖZLERİ

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Söbüçimen, Toptaşı yaylalarından geçerek Kürt Osmanın koyun ağılına vardık. Koyun ağılı dediğime bakmayın adam ağa. Bir oğlu milletvekili bir oğlu belediye başkanı ve sürülerle koyunu var. Baktık Osman Ağanın mekanının önündeki çayırlıktan (s) çizerek avuç içi kadar bir dere akıp gidiyor. Ali Çetin işte Göksu bu dedi. Gerçekten dere bile değil. Ama zarif ince, narin bir su. Biraz ilerde küçük bir gölet haline geliyor. Burada biriken ve batan su tepenin ardından bir kayadan çıkıyor dedi rehberimiz. Eh bu kadar geldik madem bir de çıktığı yeri görelim dedik. İyi ki de demişiz. Aracımızla oraya ulaştığımızda dağın altından kayaların içinden göksu yeniden çıkıyor, aşağı Hadime doğru küçük bir kanyon oluşturarak akıyordu. Buz gibi bir su. Çıplak ayakla ayaklarımız kesilerek girdik içine. Kana kana içtik.  Bizim ahali İstanbuldan kanyon sever. Kanlıçay, Sansarak, Serindere kanyonlarında hepisinin yürümüşlüğü vardır. Kanyonda birkaç saat yürüyelim dediler. Başladık Hadime doğru yürümeye. Aracımızı hemen suyun başındaki müthiş güzel el değmemiş bir çayırlıkta bıraktık.

Derenin iki yakasında renga renk çiçekler, dağ çayı, kekik, kuzu kulağı, ısırgan, gerdeme gibi harika bitkiler ve çiçekler var. Gördüğümüz her büğete dalarak bol bol yıkanarak ve tüm bu güzel otlardan toplayarak birkaç saatlik güzel bir yürüyüş yaptık. Dere aşağı indikçe yan kollarla giderek derinleşmeye ve büyümeye başladı Göksu. Alara blok halinde çıkan bir nehir. Oysa Göksu yan kollarla beslenerek büyüyen bir nehir. Öyle olması da doğaldı. Çünkü Göksu bu bölgenin en büyük nehirlerinden biri.Aracın yanına geldiğimizde herkes burada bir gece kamp atalım diyordu. Ben de aynı fikirdeydim. Rehberimiz Ali Çetine danıştık onda hayır yok ne diyorsak ona neden olmasın diyor. Geniş çayırlığa dağıldık, çadırlarımızı sere serpe kurduk. Bundan daha yumuşak döşek olabilir miydi. Bu keyifli kanyon yürüyüşünden onlarca doğal havuzda yıkanarak ve poşet poşet ot toplarak dönmüştük. Topladığımız otlardan ilk kez bugün dağcılara uygun doğal bir yemek yapacağız. Ali Çetin ve Gülseren Çetin ısırgan otlu bulgur pilavı ve ısırgan otu, kekik, yarpız, gerdeme, kuzu kulağı domates biberden oluşan muhteşem bir  de salata yaptı. Biz bunları hazırlarken kaptanımız ve rehberlerimizden Mustafa İlhan araçla gidip köy fırınından taze pide almıştı. Gelirken de Kürt Osmanın evine uğrayarak koyun yoğurdu ve yayık ayranı almışlar. Para teklif ettiğinde ana kadın kızıvermiş bizim rehbere. Oğlum ben bunlaradan para alsaydım sandık sandık param olurdu var git işine afiyet olsun demiş. Biz de geçmişine rahmet dedik.

Çayırlara yayılarak yemeğimizi yedikten sonra çayırlığı çevreleyen çanağın üstündeki tepelerde birkaç saatlik yürüyüş yaptık. Yine muhteşem manzaralara tanıklık ettik. Haldun Aras “ben burada bir ay kalabilirim” diyor. Bugün burası programımızda olmadığı için kütükleri yaylada bir köylüye vermiştik. Bu gece ilk kez kamp ateşi yakmadan oturacağız. Bulunduğumuz yer bir çanak olduğu için çok soğuk ta değil. Biraz serinleyince suyun kıyısından uzaklaşıp Türkler Yaylasına doğru aslında ılıman olan havada ve yıldızlkarın altında bir gece yürüyüşü yapıp sohbetin beline vurduk.

Posted in Trekking Yazıları, YazılarComments (1)

Kaçkarlar’da 5 GÜN


Kaçkarlar’da 5 gün / 1

Çantalarımız önceden kamyonlarla yola çıktı. Biz minibüslere bindik. 12:30’da Çamlıhemşin’de mola verdik. Çamlıhemşin şirin bir doğu Karadeniz ilçesi ve dağların girişinde, sanki kontrol noktası gibi, yani “iyi bakın ormanlara, iyi bakın derelere, vadilere, yeşilliğe ve havaya” dercesine karşılıyor insanı. Ayder Yaylası bir doğa harikası, her yerde olduğu gibi artık bir doğa harikasından öte, bir para kazanma harikasına dönüşmüş. Yayla turizmi merkezine dönüşerek doğallığını giderek yitiriyor, yine de dağlar, ormanlar dağların vadilerinden akan dereler, insanı çarpıyordu.

DSCI0009

Rakka rakka Rakkani Tepesi

Dar, çamur, tehlikeli kaygan yollarda dura kalka giden araçlarımız 14.20’de Avusor yaylasına vardı. Avusor’da bizi Kaçkarlar’ın sisi karşıladı. Sisler arasında 50 metre görüş mesafesinde yürüyüşe, yani kamp yerimize gitmek için hazırlandık. Bizimle birlikte bir kısım arkadaşlarla çantalarımızı katırlara yükledik. Avusor’dan 15.40’ta güneye doğru sisler arasında yürümeye başladık, yani tırmanmaya. Önce sisler ve çiselemeleriyle Kaçkar yaylaları bizlere “hoş geldiniz” derken, tırmandıkça zorlamaya başladık. Yokuş da yokuştu. Çevremizi sisten göremiyorduk. Ama her adımda çiçekler, yemyeşil bir doğa vardı. Ve çevremizde sislerin içerisindeki Kaçkar Dağları’nın sessizliğini ve bizi gözetleyişini hissediyorduk. Yamaç yamaç (rakka rakka) yürüyüp tırmanarak, 2760 metre yüksekliğindeki Rakkani tepesine (Avusor geçidine) çıktık. Rakkani (Avusor) tepesi sisler içerisindeydi ve çiseleme hiç durmuyordu, orda mola verdik.

Yeşilin hiç tükenmediği yerler

Rakkani tepesinden Derebaşı yaylasına doğru bizleri zorlu bir iniş bekliyordu. Önümüzde bir vadi olduğunu çağlayan su seslerinden anlıyorduk. Kaygan zorlu bir yoldan (patikalar) Derebaşı yaylasına geldik. Burası Altıparmak Dağları’nın altındaki vadide kalıyor ve 2715 metre yükseklikte sisler arasında yeşili hiç eksik olmayan, rengarenk çiçekler ile kaplı, Çamlıhemşin’e bağlı Çayırdüzü köyünün ve Dikkaya köyünün yaylası. At ve inek çanlarının sesleri geliyordu sisler arasından.

DSCI0034

Sürekli çiğ yağıyor toprağa

Derebaşı yaylasına geldiğimizde saat 20.00 idi. Hemen yerlerimizi belirleyip çadırlarımızı kurduk. Her yandan sular akıyordu, su hiç eksik olmuyor, çiçek, ot hiç eksik olmuyor Kaçkar yaylalarında. Sarı çiğdem, mor lale, kuzu kulağı, salep çiçeği hiç eksik olmuyor Kaçkar yaylalarında. Toprak sürekli nemli, karlar hep eriyor ve hiç tükenmiyor, sürekli çiğ yağıyor toprağa yani bitki örtüsü için tüm şartlar var.

Çadırlarımızı kurduktan sonra hemen yayla çadırına gidip Gülseren’le çaylarımızı içtik, mıhlamamızı yedik ve sıcacık yayla sobasında ısındık. Mıhlama yöreye özgü bir laz yemeği, tereyağı, peynir, mısır unu ve yumurtadan yapılan bir peynir yemeği. Kaçkarların sularının içimi çok hoş, ne kadar içersen iç insanın midesi şişmiyor, daha kolay hazmettiriyor ve o açıdan olacak Gülseren’le ikişer tabak mıhlama yememiz bir sorun yaratmadı bizde. Kamp yeri güzeldi. Tam vadiye hakim, Altıparmaklar’ın hemen altında çiçekler arasında suyu bol bir yerdi. İyi seçilmişti. Bir de sis ara ara açıverseydi, ama nazlanıyordu Altıparmak dağları, göstermiyordu kendini. Göstermiyordu bize güzelliğini Derebaşı yaylası.

Kaçkarlar’da 5 gün / 2

Her yer bir dağ şenliği

Liblin’den Liber gölüne, Liblin’den Altıparmak dağlarının vadilerine, Liblin’den kemerli Kaçkarlar’a ve ta ötelerde bulutların arasında Verçenig’e bakmak ayrı bir haz veriyor insana. Sis açıldı, her yan çıktı ortaya, çiçekler, otlar, kayalar, karlar ve tüm dağlar, “Mademki çıktınız, görüntüyü hak ettiniz” dercesine 20 dakika sis yok oldu, Liblin tepesinin çevresinden.Bir süre rakka rakka (yamaç yamaç) yürüdük. Sis bastırdıkça bastırıyordu. Çarşak ve Kaçkar taşlarının üzerinde yürümek zorlaştıkca zorlaşıyordu.

DSCI0045

Altıparmaklar’a tırmanış

Yanımızda dost olduğumuz üç genç vardı. Buranın yerlilerinden Arif, Yalçın ve Erkan. Çok candan insanlar. Gülseren’i Erkan’a emanet edip kamp yerine indirmesini söyledik. “Tamam” dedi. Biz Ahmet ile Yalçın’ın rehberliğine güvenip Altıparmak’a çıkmak için sisler ve çiğler arasında tırmanmaya başladık. Kuzey doğuya doğru yürüyüp, Altıparmak’ların kuzey yamacından tırmandık. Yani Yusufeli yönünden. Ama yolumuzu ve yönümüzü kaybettik.

Her zirve ayrı bir dağ

Bulunduğumuz yerin Hızarkapı gediği olduğunu, güneydoğuya doğru dönerek Liber gölünün sol sırtlarında Liber gölünü seyrederek, Altıparmaklar’ın Liblin tepesine tırmanmaya başladık. Altıparmak dağları testere gibi, her zirve kendi başına bir dağ. Her testere dişini dolanmadan, ona selam vermeden öbürüne geçit vermiyor. Zorlu bir tırmanıştan sonra 08.40’da başladığımız tırmanışımızla 14.50’de zirveye çıktık. Çıktığımız zirve (Liblin) tepesi 3492 metre.

DSCI0049

Sisin açıldığı 20 dakika

Zirve gerçekten görülmeye değer, hoş, ürkütücü, tedirgin edici ve güzeldi. Nasıl olur da zıtların birliğini aynı anda yaşarsınız. Gerçi zaten yaşam zıtların birliğinden oluşmuyor mu? Liblin’den Liber gölüne, Liblin’den Altıparmak dağlarının vadilerine, Liblin’den kemerli Kaçkarlar’a ve ta ötelerde bulutların arasında Verçenig’e bakmak ayrı bir haz veriyor insana. Sis açıldı, her yan çıktı ortaya, çiçekler, otlar, kayalar, karlar ve tüm dağlar, “Mademki çıktınız, görüntüyü hak ettiniz” dercesine 20 dakika sis yok oldu, Liblin tepesinin çevresinden.

Kaçkarlar’da 5 gün / 3

Dost canlısı insanların yöresi

Eylül ayının 20’sine doğru beyaz salep çiçeği çıkmaya başlıyor dağlarda. Beyaz salep çiçeği çıkınca, hayvanlar dağlara çıkmak istemezmiş, kar “ben geliyorum” dermiş. Burada yaşayanlar için, beyaz salep çiçeği çıkınca yaylayı terketme zamanı gelmiş demek. Bitkilerin diliyle zamanlarına yön veriyor Kaçkar Lazları.

Kaçkar dağlarının her yanı çiçekler, otlar içerisinde. Kuşları az Altıparmaklar’ın, ama siyah beyaz Kaçkarlar’a özgü bal arıları çiçekler üzerinde uçmaktaydılar. Rahat, mutlu ve özgür. Kaçkarlar bol çiçekli, endemik bitki örtüsüne sahip. Sarı çiğdem, mor lale, yayla çiçeği papatya, kuzu kulağı, salep çiçeği (yabani orkide) hiç eksik olmuyor yaz ayları boyunca. Ayrıca Eylül ayının 20’sine doğru beyaz salep çiçeği çıkmaya başlıyor dağlarda. Beyaz salep çiçeği çıkınca, hayvanlar dağlara çıkmak istemezmiş, kar “ben geliyorum” dermiş. Onun için burada yaşayanlar için, beyaz salep çiçeği çıkınca yaylayı terketme zamanı gelmiş demektir. Bitkilerin diliyle zamanlarına yön veriyor Kaçkar Lazları.
DSCI0090
Buzların kemirdiği dağ

Altıparmak dağlarının en yüksek tepesi olan (3492) Liblin zirvesinde yarım saat oturup dinlendik. Altıparmaklar yığınla zirveden oluşmakta, testere dişi gibi, her zirve kendi başına bir dağ, bir kaya yığını, her an göçmeye, yıkılmaya hazır. Her taş her an yerinden oynayacakmış, kopacakmış gibi duruyor. Bunun nedeni donma ve çözülme olayları sonunda parçalanmış ve Pleyistosen bölümde ( 2,5 milyon ile 10 bin yıl önce) buzulların oyduğu buz yalaklarınca (sirk) kemirilmiş olmasıdır. Kaçkar dağlarında Pleyistosen bölümde (üçüncü zamanda oluşan) çok yaygın olan buzulların meydana getirdiği yüzey şekillerine rastlanıyor. Bunlar tekne vadiler, hörgüç kayalar, çeşitli büyüklükteki buz yalakları ve eski buzulların taşıyıp bıraktığı buzul taşlarıdır (moren).

Ağustos “çürük ay”

15.15’te zirveden dönüşe başladık. Sis yine bastırdı, görüş mesafemiz en fazla 50 metre. Arif ve Yalçın’ın rehberliği, bizim daha kolay dönmemizi sağladı. 18.00’de kamp yerine geri dönmüştük. Zirveye çıkmanın mutluluğu vardı bizde.  Kaçkarlar’dan sis özellikle Ağustos ayında hiç eksik olmuyormuş. Onun için Ağustos ayına burada yaşayan Lazlar “çürük ay” diyorlar. Ara ara açıp, ara ara dağlar kendini gösteriyor.

Sisin içinde kaybolmak

DSCI0100

Menzil Golezana yaylası

Üçüncü gün sabahı kalkıp toplandık. Yolumuz Golezana yaylasıydı. Yine sis vardı, yine çiğ yağıyordu. Saat 10.00’da Derebaşı yaylasından yürümeye başladık. Ambar tepesi geçidine tek sıra halinde tırmanmaya başladık. Sisler içerisinde, kuzeyinden soğuk mu soğuk bir rüzgar esen Ambar tepesi geçidi 3005 metre yükseklikteydi. . İnsanlar tek tek, dikkatli bir biçimde sisler içerisinde, Ambar tepesi geçidinden, Ambar (Hambar) gölüne doğru inmeye başladı.

Golezana ve Colezena

Yaz biterken karlar upuzun dağların en kuytulu en kuzey yamaçlarına yaslanarak ölmeye yatmışlardı. Ve önlerinden çağlayarak sular akıyordu. Ambar gölü sisler arasında bir siluet gibi bir ara bize baktı şöyle bir, “kim bunlar dercesine”, sonra Eğri su gölünün kenarında mola verdik, uzanıverdik ıslak çimenlere. Eğri su gölü (Balıklı göl) sislerden sıyrılarak önümüzde kendini gösteriverdi bize, sonra mı? Sonra Eğri su deresi şelale oluşturarak (Zgem vadisine) Çarıguli (Su boğazı) yaylasına doğru dağlar arasında yankılanarak, “ben Fırtına Vadisi’ne geliyorum” dercesine coşkulu akıyordu. Çarıguli yaylası, Çamlıhemşin’e bağlı Taşlıca köyünün yaylası. Çariguri yaylasının üstünden kuzeye doğru tırmanarak akşam 17.40’ta Golezana yaylasının hemen girişindeki Colezena düzlüğünde çadırlarımızı kurduk. Burası önceden kamp için düzenlenmiş, hortumla su getirilmiş bir kamp alanıydı. Akşam Golezana’ya gittik. Evlerde bir çoğumuzu misafir edip, çay ikram ettiler. Lazlar, dost insanlar, yakın olmayı seviyorlar. Golezana, “yamaçta düzlük, yamaçtaki yerleşim yeri” demek Lazca. Colezena ise “yamaçtaki dinlenme yeri” demekmiş.

Kaçkarlar’da 5 gün / 4

Bulutların üstünde yaşayan insanlar

Kaçkarlar gizemli, Kaçkarlar çekici, ürkütücü, bir gelin gibi nazlı ve cilveli dağlar Kaçkarlar. Anlatmak yetmiyor Kaçkarlar’ı, görmek gerek, ıslanmak gerek Kaçkarlar’da, heyecanlanmak ve kaybolmak gerek Kaçkarlar’da.

Sabah kalkınca, hepimiz şaşırdık, hava günlük güneşlikti. Güneyimizde testerenin dişi gibi Altıparmak dağları ve onun kuzeyinde geldiğimiz vadi uzanıvermişti. Karşımızda ise Zgem vadisinin, yani Çariguli yaylasının üstünde Lelvantepe duruyordu. Sanki Altıparmak dağlarının ihtişamından ona secde ediyor gibi uzanıyordu Lelvantepe. Golezana yaylası, Ardeşen’e bağlı Aşağıdurak köyünün yaylası. Sırtını yaylaya dayamış, ön yanı ahşap, taş evlerden oluşmuş, henüz teknolojinin girmediği gerçek bir Laz yaylası. Orman yok. Ama her yan çiçek, yemyeşil ot, derelerden şırıl şırıl sular akıyor, susuz deresi yok Kaçkar dağlarının, çiçeksiz bir avuç toprağı da yok. Siste yaşamak bir yaşam biçimi olmuş Kaçkar insanı Lazlar için. Burada insanların vazgeçilmez ulaşım aracı katırlar. Lazlar için katırlar çok önemli. Siste yolunu en iyi bulan hayvan katırlarmış. Katırcılar genelde zayıf insanlar oluyorlarmış. Nedeni ise; katırlar siste çok hızlı gidiyorlar, katır sahibi de ona yetişmek ve kaybolmamak için katırın kuyruğundan tutarak gidermiş. O nedenle zayıf insanlar Kaçkar Lazları.

DSCI0095

4. Henry’ye şifa olan çiçekler

Kaçkar endemik bitki örtüsüne sahip. Sadece Kaçkarlar’a özgü yüzlerce çiçek yetişiyor burada. Anlatıya göre: Alman İmparatoru 4. Henry Williams hastalanıyor ve bir türlü iyileşemiyor. Hastalığına hiç bir ilaç fayda etmiyor. En  sonunda derdinin çaresinin Kaçkar çiçeklerinden yapılacak bir ilaçta olduğunu öğreniyor. Zamanın Osmanlı Padişahı’na bir heyet göndererek padişahın izniyle Kaçkarlar’dan çiçek toplattırıyor. Çiçeklerden ilaç yapılıyor ve 4. Henry iyileşiyor.

Kaçkarlar’da 5 gün / 5

Yaylada şenlik halayı

Golezana’da şenlik başladığında, Kaçkar Lazlarıyla, dağcılar şenlik halayına başladılar. Yaşlı bir amca ve eşi bana önce yaylaları, şenliği, dağları anlattılar coşkuyla. Sonra yaşlı teyze koşarak bir torba Kaçkar çayı getirip, bana hediye etti. Çok mutlu oldum. Kaçkarlar çiçekleriyle, dağlarının sivriliği ile sisiyle, çiğ yağmasıyla ve Lazlarıyla ünlü. Dördüncü gün hava güneşli, Golezana güzel, şenlik başlıyor, Laz halayı çekiyor dağcılar ve öğleden sonra yürüyoruz, Sırt yaylasına doğru. 16.00’da Sırt yaylasına varıyoruz. Sırt yaylası 2300 metrede ve konum olarak, manzara olarak çok güzel bir yayla. Sırt yaylası da Aşağıdurak, Kirazlık, Özgür ve Mangenez köylerinin yaylası. Eskiden bu köyler Aşağıdurak köyünün mahalleleriymiş, sonradan ayrı köyler olmuşlar ama yaylalar ayrılmamış. Sırt yaylası Golezana’nın hemen yanı başında, teknolojinin yok etmeye başladığı ve betonlaşmanın yoğunlaşmasıyla yayla özelliğini kaybetmeye başlayan bir sırt yaylası. Burada da yayla şenliği var, bizi candan ve dostça karşılıyorlar.

DSCI0130

Her yan bulut denizi

Ama manzara görsel anlamda bir doğa harikası, insan donup kalıyor. Bulunduğumuz yayla 2300 metre, güneşli, sıcak, ama hemen altımızda bir bulut denizi uzanıvermekte. Sanki bulut değil özenle atılmış bir pamuk yığını, insanın atlayıp uzanıveresi, elele tutuşup koşturası geliyor üzerinde. Sanki roman okuyor hissiyle dalıveriyorsunuz manzaraya, görsellik insanı alıp başka dünyalara götürüveriyor.

Burasının özelliği bu, biz düşünüyoruz, hayal kuruyoruz ama Duta köylüleri atlayıvermişler bulut denizinin içerisine. Efsaneye göre iki tane Duta köylüsü yürüyerek dağa çıkmışlar, çok eskilerde. Tabi o zaman buraları gürgen ağaçlarıyla kaplıymış. Dağa çıkınca, bir de ne görsünler, dağın arka yanı kocaman bir deniz. Hemen gürgenlerden bir sal yapıp atlamışlar bulut denizine ve gidiş o gidiş. İşte böyle ünlü Sırt yaylasının, Altıparmak dağlarının bulut denizi.

Hpim0065

Dağlar sisli, dağlar ıslak

Burada kamp yerimiz çok güzeldi. Yine her şeyimiz önceden hazırlanmış, tuvaletler yapılmış suları ayarlanmış. İki yanımız bulut denizi ortada kampımız. Akşam Sırt yaylasında, doyumdan öte bir yemek verdiler bize köylüler. Bir tek eksiğimiz kamp ateşiydi. Güzel, yorgun, mutlu ve heyecanlı beş gün geçirdik Kaçkarlar’da. Risk olmazsa heyecan ve mutluluk olmaz. Dağlar sisli, dağlar ıslak, dağlar pamuk gibi bulut yığınlarıyla bir başka duygusallıkta ve anlamdaydı. İnsanın içi titriyor Kaçkarlar’da, duyguları dinlenip gevşiyor, yüreği bir başka güzelleşiyor. Islandık, yorulduk ama üşümedik, eyvah demedik, zora inat bağrına bastı Altıparmak dağları, kucakladı çiçekleriyle bizleri.

Kaçkarlar hayal dağlar, bir görünüyor bir  yok oluyorlar. Her yan gizemle dolu.Doğu Karadeniz dağları, Kaçkar (3932 metre), Altıparmak (3492 metre) ve Verçenik’ten (3711 metre) oluşan üç ana dağ sırasından, yani iç içe geçmiş üç ana dağ sırasından oluşmakta. Kaçkarlar gizemli, Kaçkarlar çekici, ürkütücü, bir gelin gibi nazlı ve cilveli dağlar Kaçkarlar. Anlatmak yetmiyor Kaçkarlar’ı, görmek gerek, ıslanmak gerek Kaçkarlar’da, heyecanlanmak ve kaybolmak gerek Kaçkarlar’da.

ALİ ÇETİN

DENHEMNEllllll 028 DENHEMNEllllll 034DENHEMNEllllll 050DENHEMNEllllll 079

Posted in Gezi Yazıları, Trekking Yazıları, YazılarComments (0)


Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Mayıs 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031