Tag Archive | "alaranın"

ALARANIN GÖZLERİ – 5


1 Temmuz

GÖKSU’NUN GÖZLERİ

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Söbüçimen, Toptaşı yaylalarından geçerek Kürt Osmanın koyun ağılına vardık. Koyun ağılı dediğime bakmayın adam ağa. Bir oğlu milletvekili bir oğlu belediye başkanı ve sürülerle koyunu var. Baktık Osman Ağanın mekanının önündeki çayırlıktan (s) çizerek avuç içi kadar bir dere akıp gidiyor. Ali Çetin işte Göksu bu dedi. Gerçekten dere bile değil. Ama zarif ince, narin bir su. Biraz ilerde küçük bir gölet haline geliyor. Burada biriken ve batan su tepenin ardından bir kayadan çıkıyor dedi rehberimiz. Eh bu kadar geldik madem bir de çıktığı yeri görelim dedik. İyi ki de demişiz. Aracımızla oraya ulaştığımızda dağın altından kayaların içinden göksu yeniden çıkıyor, aşağı Hadime doğru küçük bir kanyon oluşturarak akıyordu. Buz gibi bir su. Çıplak ayakla ayaklarımız kesilerek girdik içine. Kana kana içtik.  Bizim ahali İstanbuldan kanyon sever. Kanlıçay, Sansarak, Serindere kanyonlarında hepisinin yürümüşlüğü vardır. Kanyonda birkaç saat yürüyelim dediler. Başladık Hadime doğru yürümeye. Aracımızı hemen suyun başındaki müthiş güzel el değmemiş bir çayırlıkta bıraktık.

Derenin iki yakasında renga renk çiçekler, dağ çayı, kekik, kuzu kulağı, ısırgan, gerdeme gibi harika bitkiler ve çiçekler var. Gördüğümüz her büğete dalarak bol bol yıkanarak ve tüm bu güzel otlardan toplayarak birkaç saatlik güzel bir yürüyüş yaptık. Dere aşağı indikçe yan kollarla giderek derinleşmeye ve büyümeye başladı Göksu. Alara blok halinde çıkan bir nehir. Oysa Göksu yan kollarla beslenerek büyüyen bir nehir. Öyle olması da doğaldı. Çünkü Göksu bu bölgenin en büyük nehirlerinden biri.Aracın yanına geldiğimizde herkes burada bir gece kamp atalım diyordu. Ben de aynı fikirdeydim. Rehberimiz Ali Çetine danıştık onda hayır yok ne diyorsak ona neden olmasın diyor. Geniş çayırlığa dağıldık, çadırlarımızı sere serpe kurduk. Bundan daha yumuşak döşek olabilir miydi. Bu keyifli kanyon yürüyüşünden onlarca doğal havuzda yıkanarak ve poşet poşet ot toplarak dönmüştük. Topladığımız otlardan ilk kez bugün dağcılara uygun doğal bir yemek yapacağız. Ali Çetin ve Gülseren Çetin ısırgan otlu bulgur pilavı ve ısırgan otu, kekik, yarpız, gerdeme, kuzu kulağı domates biberden oluşan muhteşem bir  de salata yaptı. Biz bunları hazırlarken kaptanımız ve rehberlerimizden Mustafa İlhan araçla gidip köy fırınından taze pide almıştı. Gelirken de Kürt Osmanın evine uğrayarak koyun yoğurdu ve yayık ayranı almışlar. Para teklif ettiğinde ana kadın kızıvermiş bizim rehbere. Oğlum ben bunlaradan para alsaydım sandık sandık param olurdu var git işine afiyet olsun demiş. Biz de geçmişine rahmet dedik.

Çayırlara yayılarak yemeğimizi yedikten sonra çayırlığı çevreleyen çanağın üstündeki tepelerde birkaç saatlik yürüyüş yaptık. Yine muhteşem manzaralara tanıklık ettik. Haldun Aras “ben burada bir ay kalabilirim” diyor. Bugün burası programımızda olmadığı için kütükleri yaylada bir köylüye vermiştik. Bu gece ilk kez kamp ateşi yakmadan oturacağız. Bulunduğumuz yer bir çanak olduğu için çok soğuk ta değil. Biraz serinleyince suyun kıyısından uzaklaşıp Türkler Yaylasına doğru aslında ılıman olan havada ve yıldızlkarın altında bir gece yürüyüşü yapıp sohbetin beline vurduk.

Posted in Trekking Yazıları, YazılarComments (1)

ALARANIN GÖZLERİ -1


27 haziran 2009

ALARANIN GÖZLERİ

Aracımız Gündoğmuş istikametine döndüğünde geniş ve yüksek sedir ağaçlarının arasından zaman zaman yükseliyor, sonra  vadilerden geçiyorduk. Bizim için yabancı bir alanadı. İstanbul çevresini adım adım yıllardır doşaşmış bir grup olarak hiç bir etkinlik yapmadığımız Antalya bölgesindeydik. Ali Çetin ve Mustafa İlhan’la hemen kaynaştı grup. Gündoğmuş’ta da son alıverişimizi yaparak şelaleyi hedefleyip yeniden yola koyulduk. İkindi üzeri Barçın  Dağı’nın böğrünü delerek yaklaşık 40 meterden ileriye doğru çoşkun birçimde fışkırarak dökülen Alara Uçansu Şlalasi’ne ulaştık. İlk anda nefesimiz kesildi sanki. Görkemli bir doğa olayıyla karşı karşıya gelivermiştik. O, kayadan fışkırarak nasıl bir köpürüş ve nasıl bir uğultuyla aşağı dökülüştü.

Akşamın loşluğu içinde ak yeleleri rüzgarda savrulan bir küheylan gibi alara nehri kayadan fışkırıyordu. Altına yaklaşıp akşamın son kızıllığı titreyen su kabarcıklarına dokunurken yüzümüze vuran tatlı serinlikle ürpererek hayranlıkla, korkuyla ve bakışlarımızı alamadan defalarca resim çektik. Vadinin içi aslında sıcak olması gerekirken şelalenin  ve nehrin etkisiyle üşünecek derecede serindi. Bu ilk görkemli doğa şölenini doya doya resimledikten sonra kamp alanımıza dönüp çadırlarımızı kurmaya başladık. Sipariş ettiğimiz balıklarımız da gelmişti. Çadırların kurulmasından sonra birkaç kişi odun toplamaya çıktı, kalanlar da ateş yakma ve yiyecek malzemelerini çıkardı. Artık önümüzde uğuldayan şelale ve akan derenin uğultusuyla doğadaki çeşit çeşit böceklerin birbirine karışan sesi arasında bol yıldızlı bir gece bizi bekliyordu. Odun ateşinin közünde önce patlıcanları, soğan ve sarmısakları, yeşil ve kırmızı biberleri kızarttık. Onları salata yaparken bazı arkadaşlar da balık faslına geçti. Tabi yemek pişirme işi sadece hanımların işi değil kuşkusuz ama hanım eli elbette çok yakışıyor ve biz erkeklerden çok daha pratik biçimde sonuçlandırıyorlar. Sağolsun hanım arkadaşlar gezi boyunca yemek konusunda çok özverili davrandılar.

Odun ateşinde kızarmış onca leziz yiyecek olunca hanım arkadaşların yaptığı kokteyl balıktan da kebaptan da daha leziz oldu. Mehmet kelebek’in eşi Gaziantep ve Hatay mutfağının temsilcisi Asuman hanım bu gezimizde lezzet ustamız olarak hep ön planda oldu. Ali Çetinin eşi Gülseren hanım da Akdeniz mutfağını temsilen sebze ve doğa otlarından oluşan nefis salatalar yaptılar Ali çetinle birlikte. Bir diğer bayan arkadaşımız Nilgün hanım da yardımcı olunca biz erkeklere pek bir iş bırakmadılar.Yavuz Koçan balıklarda öne çıkan arkadaşımızdı. Mesut Bilben’in ise bıçağı kendisinden daha marifetli idi.  O iş yapmak yerine kendisini temsilen bıçağını verdi. Bu gezide bana da pek iş düşmedi. Mesut ve ben yiyici taifesinde idik.

Şelale kampımızda çabucak balıklar da kızarınca hemen karnımızı doyurduk. Çaylarımızı da içtikten sonra kamp ateşi çevresinde oturup gecenin keyfini çıkarmak kalıyordu. Artık türkü vakti gelmişti. Arkadaşlar günlük yürüyüşlerde genelde benden türkü isterler, çoğu zaman başka da pek söyleyen çıkmazdı. Ama bu gezimizde bana Sami Cankaya da eşlik etti. Hatta giderek açıldı ve bayrağı kaptırma tehlikesiyle karşı karşıya kaldım. O da bir repertuar kitapçığı ile gelmişti. Ama ikimizin de repertuarının çok uyuştuğunu gördüm. Böylece birlikte söyleme ve düet yapma şansımız oldu. Asuman hanımın da sesi güzel ve o da sık sık katıldı. Nilgün hanım çok söylemedi ama oldukça özgün sesiyle arada ve yüksek tezahüratlarımızla ona da söylettik.

Alimünyum folyoya sarılan patatesler ve taze süt mısırlar türkülere eşlik etti. Tam bir yeme içme ve türkü akşamı oldu. Hatta bir ara kim daha genç atışması yaparak Ali Çetinle birlikte kolbastı oynadık. Saat 24 ü geçerken uzun yolculuk ve ilk günün yorgunluğu nedeniyle bazı arkadaşlar uykuya çekilirken ben kalan arkadaşlara “hadin yıldız toplamaya gidelim” diye bir teklifte bulundum. Bu durum, ışıktan uzaklaşarak gecenin zifiri karanlığında üzerimize akan yıldız yağmuruyla aracısız yüzleşmek demekti. 7-8 kişi hadin gidelim deyince kamp alanından yukarı doğru yürüdük. Gece saat 01 sularında orman içinden bir patikada ilerledik. Şelale ve Alaradan uzaklaşınca birden havanın ne kadar sıcak olduğunu farkettik. Ama Alara vadisi içinde ormanın ortasında ve söndürdüğümüz tepe lambalarından sonra tek bir dünyevi ışıkla temas etmeyen gözlerimiz üzerimizi örten yıldız desenli bir çarşaf gibi gökyüzüyle o kadar yakınlaştık ki elimizi uzatıp avuç avuç yıldız topladık desek abartmış olmayız. Bunu etkinlik boyunca her gece tekrarladık.

Çadırlarımıza dönerek yıldızlı bir geceyi üstümüze çekip başımızı Alara’nın turkuaz mavisine yaslayarak derin bir uykuya daldık.

Posted in Trekking Yazıları, YazılarComments (1)

ALARANIN GÖZLERİ –


ARAGON’UN ELSA’NIN GÖZLERİ
ŞİİRİNE NAZİRE: ALARANIN GÖZLERİ

ÖYLE DERİN Kİ GÖZLERİN İÇMEYE EĞİLDİM DE
TURKUAZIN TÜM TONLARINI ORADA GÖRDÜM
ORADA ÜMİTSİZLİK YOK, ÖLÜMSE UZAK
ÖYLE MAVİ Kİ, HERŞEYİ UNUTTUM İÇLERİNDE

UÇSUZ BİR GÖKYÜZÜ GECE VE YILDIZLAR
SONRA GÜNEŞ,PARMAKLARINDAN AKAN SİS
BULUTLAR SENFONİK BİR ATEŞ GİBİ ORDA
DOKUNUP GEÇİNCE DUDAKLARININ LEVHASINA

GECEYİ YORGAN YAPIP ÇİÇEĞE YASLANINCA
YILDIZLAR TEK TEK GEÇER ÇADIRIMIN ÖNÜNDEN
ALARA TOROSLARIN GİZİNİ TAŞIR RUHUMA EŞ
UÇAN ŞELALENİN TİREŞEN TENİNDE KIRILIRKEN GÜNEŞ

SOFRAMIZA OTURAN BİR KONUKTUR AKŞAM
BİR AKDENİZ HÜZNÜNÜ TAŞIYIP RUHUNA TAMARAMIN
GÖRDÜM ÇÖZÜLÜRKEN BİMECESİ ALARANIN
GÖZLERİ ALARANIN GÖZLERİ ALARANIN GÖZLERİ

anka_gezi_grubu

ALARA’NIN GÖZLERİ

DÜŞ

Uzun bir geziyi tasarlamak da uzun zaman alıyor. Nisan ayı başlarında Tv de izlediğim bir programdan ilham alarak Alara Nehri’nin kaynağından 70 km boyunca yürüyerek Akdenize inmek düşüncesi müphem bir hayal olarak belleğimde aşama aşama yer etmeye başlamıştı. İz Tv de izlediğim programda bir grup nehrin kıyısından 3 günlük bir etkinlikle bazı bölgeleri aşarak Alara Hana kadar iniyorlardı. Rehberin adını not etmiştim. Ben de bir grupla buraya gidersem bölgeyi bilen bu rehber bize de yardımcı olabilir miydi? İnternet denen kutu iyi kullanıldığı zaman kuşkusuz çok faydalı işlere de vesile olabiliyor. Ali Çetin adını internetetn araştırarak  sonunda cep telefonuna ulaştım.

Kendisi Antalya da yaşıyormuş, bir grup yaparsam yardımcı olcağını söyledi. Ama Alara’nın kaynağından Akdenize kadar yürümenin bir haftayı alacağını bazı bölümleri araçla geçerek bazı bölümlerde nehirden yürüyebileceğimizi birkaç gün de Geyikdağı’na çıkabileceğimizi söyleyince benim Alara programım daha da zenginleşmiş işin içine yaklaşık 3000 metre yükseklikteki Geyikdağı da girmiş oldu. Ali Çetin’le birkeç kez mailleştik. Ancak kendisi İstanbul’a geleceğini o zaman bir araya gelirsek detayları konuşmanın daha yararlı olacağını bildirdi. Mayıs ayı başlarında İstanbul’da buluşarak uzun uzun konuştuk. Bu arada Anka Grubunun Facebook sayfasından etkinlik duyurusunu yaptım. İlgilenen çok sayıda insan vardı. Ama bu yıl ekonomik krizin etkisi ve yaz başlangıcındaki izin sorunları nedeniyle bir de bir haftalık çadır kamplarının zorluğundan dolayı sayı bir türlü netleşmiyordu. Ali Çetin biz gelmeden bir hafta önce gezi bölgemizde son bir keşif yapacak ve konaklayacağımız alanları tespit edecekti. Gezi tarihi yaklaştıkça sayı azaldı ve 12 kişi netleşti. Aslında 2 rehber bir de şöför olmak üzere 15 kişi böyle bir gezi için butik ve iyi bir sayı idi.Çok sayıda insanı Alara nehrinin debisi yüksek sularına girdirmek de riskli olabilirdi. Biletlerimizi ayarladık ve yola çıktık. Bazılarımız kara yolunu bazılarımız hava yolunu tercih etti. Cumartesi sabah 8-10 civarında Antalyada toplandık. Ali Çetin’le birlikte Mustafa ilhan de rehber olarak bize eşilik edecekti. Antalya’da tüm alışverişimizi yaparak aracımıza yerleştiridik. Bazı eksiklerimizi de gittiğimiz bölgelerden günlük olarak yapacaktık.

Artık bizim için heyecan saatleri yaklaşmıştı. Alara Nehri’nin dağın böğründen fışkırarak Cündere Şelalasi ya da Uçansu Şelalasi adı altında çıktığı noktaya ulaşacak ve oradan aşağı yürüyecektik.

Yazı “Alara’nın Gözleri” serisi olarak verilecektir. Okuduğunuz kısım giriş yazısıdır.

  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-1/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-2/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-3/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-4/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-5/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-6/
  • http://namaras.org/anasayfa/2009/12/20/alaranin-gozleri-7/

Posted in Trekking Yazıları, YazılarComments (0)


Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Ağustos 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031