Tag Archive | "gölü"

KOVADA GÖLÜ’NDE KİRAZ YİYEN BALIKLAR


KOVADA GÖLÜ’NDE KİRAZ YİYEN BALIKLAR

VE

ÇEVRE GÖNÜLLÜSÜ MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ

Dağların, bitmez tükenmez bir albenisi vardır her zaman. Dağlar, gün olur cilve yapar, gün olur göz kırpar, gün olur alır koynunda saklar insanı. Yaz aylarında bir başkadır dağların kucağı, kış aylarında ise bir başka. Yaz sıcakları bastırdığı zaman, yani Antalya gibi sahillerde yumurta güneş altında pişerken, alıp başını gidersen, bir saat sonrasında, üşümeye başladığın, soğuk pınarların başında alırsın soluğu. Toroslar yeşiliyle kucakladığı için Akdeniz’i, bir solukta çıkıverirsin derin vadilerden geçerek, ulu çınarların altındaki derelere, pınarlara, göllere.

namaras-org-kovada-goluDSC00563

Kovada gölü, bir solukta alıp başını gidilen yerlerden birisidir. Antalya’dan iki saat gittikten sonra Denizden 900 metre yükseklikte, yeşil ormanların arasında, yeşil bir göl sizi karşılar. Büyülenirsiniz. İnsanı büyüleyen sadece serinlik değil, yeşilin koyu tonu, gölün koyu yeşili ve yeşilin göle yansıyan görüntüsüdür. Çok sık olan çınarların ve meşe ağaçlarının arasından belli belirsiz fark edersiniz gölün suyunu. Birçok yerde gölü görebilmek için ağaç dallarını aralayıp bakmak gerekmektedir. Balık şıpırtılarının, kanat çırpan sakar mekelerin ve angutların uçuşmalarıyla irkilirsiniz.

namaras-org-kovada-goluDSC00655

Doğanın bu görsel sunumu içerisinde kaybolurken, bir yandan da kamp kurabileceğimiz en uygun yeri arıyorduk. Kiraz bahçesinin yanında ki bir kamp alanına girdik. Bu ortamda, bu sessizlikte çokça konforlu bir kamp alanıydı burası. Suyu, bankları, tuvaleti ve çadır kurulacak yerleri vardı. Çevreye bir göz attıktan sonra “çadırları kuralım, buradan daha iyi yer bulamayız bana sorarsanız”dedi Numan. Çadırlarımızı kurduk. Odun toplamak için ormana doğru girerken “hoş geldiniz” sesiyle ormanların içinden elinde kazması ve tahrasıyla birisi geliyordu bize doğru. Kırıntı köyünden Mustafa Gökceylan’dı gelen. Mustafa yıllar önce kovada gölüne geldiğimizde bize göl balığı yedirmişti. Balıkların tadı daha damağımızdan silinmemişken Mustafa Gökceylan’ı yeniden görmek mutlu etti bizi.

namaras-org-kovada-goluDSC00658

Kampımızı kurduktan sonra göl çevresinde yürüyüş yapmak için Mustafa’nın gösterdiği patikadan ormanın içerisine daldık. Göl manzaralı, tarihi taş döşeme yollara bezmeyen patikadan bir süre yürüdükten sonra oturulacak yerler yapılmış olan bir seyir tepesinde mola vererek, ormanla bütünlenmiş göl manzarasını seyre daldık. İnsan bıkmadan saatlerce oturup, gölü, gölün yeşilini, balıkların gölde yarattığı ışıltıları, uçuşan göl kuşlarını ve göl çevresindeki yeşil ortamı seyredebilir. Hava serin, manzara güzel, seyir tepesini terk etmek istemiyoruz.

namaras-org-kovada-goluDSC00797

Akşama doğru kamp yerimize dönüp, topladığımız odunlarla kamp ateşimizi yakıyoruz. Temmuz ayının başındayız, hava serin, hem üzerimize kalın şeylerimizi giyiyoruz, hem de kamp ateşinin başına biraz daha yaklaşıyoruz. Sessiz ortamda, kıpırdayan göl sularının melodisiyle, gökyüzünün ahengi bizlere huzur veriyordu.

namaras-org-kovada-goluDSC00798

Çadırlarımızda, güzel, deliksiz uykumuzdan sonra, erkenden dingin sabahta uyandık. Yürüyüş için hazırlandık. Mustafa, kamp masamıza amcasının bahçesinden topladığı kirazları bırakmıştı. Hüseyin’in avucuna doldurduğu kirazları yiyerek ormanın arasında başka bir patika yoldan, bambaşka bir dünyaya doğru adımlamaya başladık.

namaras-org-kovada-goluDSC00804

Kovada gölü,1970 yılında milli park ilan edilmiş. Isparta’ya 58 km. Antalya’ya 156 km. uzaklıktadır. Göl içerisinde 59 adet yerli olmak üzere 26 adet kış göçmeni,48 adet yaz göçmeni,20 adet transit göçen olmak üzere 153 adet kuş türü bulunmaktadır. Pullu sazan, kadife, sudak, havuz balığı ve kerevit göl içi canlıları olarak varlıklarını sürdürmektedir. Yoğun ormanları ise, kızılçam, karaçam, meşe, köknar, sedir, çınar, ardıç ve çitlembik ağaçlarıyla ve yaban keçisi, yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki ve sincaplarıyla dört mevsim yaşam dolu bir çevre olma özelliğini sürdürebilmektedir.

namaras-org-kovada-goluDSC00811

1958 yılına kadar kovada gölü ile Eğirdir gölü, birleşik bir göldü.1958 yılında kovada HES yapılınca su yatağı derinleştiriliyor, su yatağı derinleştirilince iki göl ayrılıyor ve sadece bir kanalla göller arası su dolaşımı sürdürülüyor. Eğirdir gölü ile kovada gölü arası 20 km. mesafede. Kovada gölü, Eğirdir gölünden 20 m. Daha düşük rakımda. Kovada gölü, göl içi canlılarıyla, çevresindeki orman ve dağlarıyla doğa harikası olan bir coğrafya.

namaras-org-kovada-goluDSC00814

Kovada Gölünün güzelliğine gönül veren, güzelliği anlayan ve göl ile yaşamı özleşen, birde Kırıntı köyünden Mustafa Gökceylan var. Mustafa, Kırıntı köyünde yaşayan, bahçecilik, balıkçılıkla geçimini sağlayan bir insanoğludur. İkinci gün akşamında, Mustafa arkadaşımızın gölden avladığı, gölün doğal balığı olan kara sazanları yiyoruz. Kara sazan balıklarının lezzetine doyum olmuyor.”Kovada gölünün kara sazanları kirazla beslenirler,onun için lezzeti çoktur,ama illa ki ben pişirmeliyim” diyor Mustafa gülerek. Temmuz sıcağındayız,900 metre rakımında, akşam kamp ateşinin başına sokulup, pırıl pırıl yıldızların hoş aydınlığında balıklarımızı yiyoruz. Kovada gölü çevresinde mevsiminde yetişen kirazın, elmanın, domatesin tadı bir başka güzelliktedir.”Keyifte, mutlulukta bu olsa gerek diyor.”Hüseyin ellerini kızaran kamp ateşine uzatarak.

namaras-org-kovada-goluDSC00825

Mustafa Gökceylan, Kovada gölünün güzelliklerinin farkına varınca, göle ve göl çevresine daha başka bir gözle ve duyguyla bakmaya başlıyor. Bu farkındalıkla yaşamına değer kattığını düşünüyor.1989 yılının ilkbaharında göl kenarına birkaç tane kıl çadır kuruyor. Amacı kovada gölünü gelenlere tanıtmak ve de para kazanmak. Gelenleri göl çevresinde gezdiriyor, göl balıklarından yediriyor. Bunu yetkililerden izin alarak yapıyor. Göl çevresi çok sık ormanlık olduğu için gezmek ve gezdirmek zor. Mustafa, eşi ve çocuklarıyla birlikte orman içerisinde, göl kenarında parkurlar açmaya başlıyor. Tarihi yollara benzeyen, taş döşeme patikalar açıyor. Kovada gölüne gelenler mutlu. Bedava rehberlik yapan birisinin olması herkesi etkilediği gibi, Kovada gölü milli park yetkilileri de Mustafa’nın çalışmalarının, çevreye olan duyarlılığının farkına varıyorlar ve 1990 yılında çadır alanını, taş yapılaşma için Mustafa’ya kiraya veriyorlar. Bir şartları var yetkililerin:”göl çevresine sürekli parkurlar açacak, gölde ve göl çevresinde kaçak avlanmayı takip edecek. Mustafa için,1990 yılından sonra gölü korumak, göl çevresinde parkurlar açmak, Mustafa’nın bir uğraşı, yaşam biçimi olarak yaşamını daha da anlamlaştırıyor.

namaras-org-kovada-goluDSC00836

Artık Kovada gölünde kaçak balık avlamak, kaçak göl kuşlarını avlamak, göl çevresindeki ormanlarda kaçak yaban keçisi, ayı, tavşan avlamak Çevre köylüler için zorlaşmış. Mustafa gece, gündüz sürekli gölü ve çevresini kollamaktadır. Çevre gönüllüsü Mustafa’nın huzuru çok sürmüyor. Yakıldı mı, yandı mı bilinmez ama bir gece Mustafa’nın taş evi ve lokantası yanıp kül oluyor. Mustafa doğa gönüllüsü, Mustafa, çalışkan. Yetkililer Mustafa’yı devlet işçisi olarak işe alıyorlar.

namaras-org-kovada-goluDSC00838

Mustafa Gökceylan, Gölde kaçak balık avcılığının önüne geçmiş. Gölün kirlenmesinin geçebildiği kadar önüne geçmiş. Kuşlar özgür uçmaya başlamışlar kovada gölünde.26 km.lik göl çevresinde 12 km. parkur açmış. Çatal tepeye, çınçın tepeye parkurlar açmış.”Amacım, kendi imkânlarımla da olsa Aktıran dağına ve Zortu sivrisine de parkur açmak.

namaras-org-kovada-goluDSC00848

Birkaç yıl öncesinde Kovada gölü, Çevre Orman İl Müdürlüğü bünyesinde, Valilik başkanlığında kurulan Eko Bir (Eğirdir ve Kovada gölü koruma birliği) e bağlanmış. Kaçak balık avlayamayan, kaçak kuş avlayamayan bir kısım köylüler, Mustafa’yı Valiye şikâyet etmişler. Bunun üzerine yetkililer Mustafa’yı işten çıkarıyorlar.

namaras-org-kovada-goluDSC00855

Mustafa, işten atılmasına karşın bırakmamış, bırakamamış Kovada gölünü. Kovada Mustafasız, Mustafa Kovada sız öksüz oluyor. Mustafa, Kovada gölüne, sakar mekelere, çitlembiklere, sedirlere, kara sazana, kadife balığına, çim sazanına sevdalı. Göl canlılarının mutluluğu mutlu ediyor onu.”geceleri uyku tutmaz gezerim göl çevresini” diyor hüzünlü. Hiç bir beklentisi yok.”göle sevdalı, emek vermiş birisini neden işten atarlar anlamadım, Valinin haberi olsa attırmazdı.”diyor.

namaras-org-kovada-goluDSC00857

Anlamak zor! Belki bir araştıran yetkili olur. Böylesi insanları çoğaltmak, örnek olarak göstermek, her köyde en az bir tane yetiştirmek, yeni yeni çevre gönüllüleri yaratmak gerekirken, böyle insanları yok etmek, yok etmeye çalışmak doğaya, çevreye ve de Kovada Gölüne verilen en büyük zarardır biline.

ALİ ÇETİN

sinanalicetin@yahoo.com

www. namaras.org

-Temmuz 2011-

katılanlar:

-Ali ÇETİN

-Hüseyin ÇETİN

-Numan Gündüz

Posted in Gezi Yazıları, Trekking Yazıları, YazılarComments (0)

SABALANDA BUZ GÖLÜ , BUZ GÖLÜNDE ZERDÜŞTLER .


SABALANDA BUZ GÖLÜ , BUZ GÖLÜNDE ZERDÜŞTLER .

Her dağ’ın bir derdi , bir telaşı vardır.Derdin, telaşın başlaması dağa doğru ilk adımdır. Bu adımla başlar yürüyüş , bu adımla başlar heyecan. Sabalan dağına gitme telaşı başladığında , korku , heyecan ve bütün telaşlar yüklenmişti omuzlarımıza.İran’a , Ermenistan üzerinden gitmeyi planlamıştık.Ermanistan’da Aragast dağına çıkıp zirve yaptıktan sonra , Erivan’dan , Tebriz otobüsüne sabah erkenden bindik. Otobüs’e binince 1970 li yıllarda Anadoludaki yaptığımız yolculuklar geldi aklıma.dolana dolana , ine çıka , hoplaya zıplaya gidiyoruz İran sınırına doğru.ne kadar gidersek gidelim , insekte çıksakta , hep sağımızda bembeyaz karları ile dimdik durmakta Ağrı dağı.

Yollarda öyle sık sık vede modern benzinlikler yok.bir dönemeç’in başındaki düzlükte duruveriyor otobüsümüz bazen.’’haydi ihtiyaç molasına ‘’deyip iniyor mavin.Benim tamamı tamamına Türkçenin kurallarına uygun ‘’haydi ihtiyaç molasına’’ dememe bakmayın.Bunu Azeri Türkçesi ile ve Fars konuşma tarzı ile söyleyiveriyor mavin. Biz ne dendiğini birbirimize soruyoruz. Otobüs boşalıyor.Herkez bir tepenin ve tepedeki bir taşın arkasında kayboluyor.

Akşama doğru İran sınırına geliyoruz.Otobüsten inip, Ermenistan gümrüğünden çıkarken, Gülseren telaşlanıyor.Çantasından başını örteceği yazma yı çıkartıp ,nasıl bağlayacağı telaşı ile yeniden yeniden bağlıyordu.Gülseren’in telaşının farkına varan Tebriz’li bir Azeri ,Gülseren’e yaklaşarak ‘’korkma bacım sen rahat ol başını ört yeter’’ diyor.

Sınırda, gümrük kapısından rahat bir şekilde geçiyoruz.Gece, Tebriz’e iniyoruz.Otobüsten indiğimiz yerden , Tebriz’li arkadaşımız Mehdi bizi alarak evlerinde misafir ediyor.

Sabah Tebriz’i geziyoruz.Tebriz ,kocaman bir Azeri şehri.Anlaşmakta zorlanmıyoruz.Burada gezerken , bir çok davranış ,alışveriş biçimi , dükkanların tarzları ,çocukluğumdaki bakkalları , kahvehaneleri ve ticari ilişkileri anımsatıyor.
namaras_ali_cetin_sabalan043

Tebriz tarihi bir kent.Kent dokusu bozulmamış.Türklerin Anadoluya girerken durak yeri.kadınlar , erkekler , gençler sokakta. Fotoğraf çekmek istiyoruz , önce çekiniyoruz.sonra rahat fotoğraf çekebileceğimizi öğreniyoruz.Türkiyeden geldiğimizi söyleyince daha yakın ve sıcak davranıyorlar. Alış veriş yaptığımız bazı dükkan sahiplerinden evlerine misafirliğe çağıranlar bile oluyor.

Üçün’cü gün erkenden kalkıyoruz.Tebrizden 180km uzaklıkta olan Meşkin şehrine gideceğiz.Bir taksiye dört kişi biniyoruz.Tebrizde taksiler çok ucuz.Taksici ile çat pat anlaşabiliyoruz.Taksi Meşkin yoluna çıkınca trafik kuralı filan dinlemeden çok hızlı gitmeye başladı.Gülseren önde oturuyor.’’yavaş git kaza yapacaksin’’diyor.Azeri taksici ‘’korkma abla , sonumuz nasıl olsa ahret’’ diyor.Hem gülüyoruz, hemde bozuluyoruz.’’ne ahreti kardeşim, biz ahrete değil Sabalana gitmek istiyoruz.Sen bizi yavaş götür, yada çek kenara , inelim’’deyince biraz yavaşlıyor.Ama yinede birkaç kez kazalık durumla karşı karşıya geliyoruz.

Meşkine varınca 3700m deki dağ evine gitmek için jip tutmamız gerekiyor.Meşkin çıkışında taksiden iniyoruz.Sırt çantalarımızı Sırtımıza alıp , jiplerin beklediği otopark’a gidiyoruz.Üstü açık bir jiple anlaşarak , çantalarımızı yüklüyoruz.Sabalan dağı , temmuz ayı sonunda sanki dümdüz alana lök gibi oturmuş başı karlı , dumanlı , duruyor karşımızda.

Jip’le tırmanıyoruz stabilize yoldan döne döne, . heryer çayır , otlak .Göçerler Alacıkları kurmuşlar çayırların üstüne .Köylü kadınlarının giyim kuşamlarının Anadolu kadınlarından bir farkı yok.Tarlada, dağda koyun ve keçinin arkasında kara çarşaf giymek zor.Herşeyin alt yapısını temellendiren ekonomik nedenler oluyor dünyanın heryerinde.

Akşama doğru dağ evine varıyoruz.Dağ evi, Sabalan dağının yamacındaki bir vadiye taştan yapılmış , dağ evinin bitişiğinde birde cami var.Gece için birer tane oda tutuyoruz.Hava soğuyor.Dağ evinin küçük bir bakkalı var.Hep birlikte , bakkala , yada yumurta kırdırıp, yer sofrasında yiyoruz.Saat 21:00’da yatıyoruz.sabah 04:00’da yola çıkmamız gerekiyor.Yatıyoruz ama uyuyamıyoruz. Yanımızdaki odada gürültülü sesleri geliyor.Ne olduğunu soruyoruz, ‘’yarasa var , onu çıkarmaya çalışıyorum’’ diyor odada yatan arkadaş.Bir süre sonra yarasa gürültüsüne aldırmadan yorgunlukla uyuya kalıyoruz uyku tulumlarımızın içinde.namaras_ali_cetin_sabalan042

Sabah 04:00’da kalkıp sırt çantalarımızı ve batonlarımızı alıp yola çıkıyoruz.Yan odada , yarasa kovalayan arkadaş’’ hiç uyuyamadığını söylüyor’’.

Sabalan dağının belirgin bir patikası var.Oldukça dik bir patikadan yukarı doğru , batı yönünde tırmanıyoruz.Tırmandıkça zorlanıyoruz , acele etmeden , yorulmadan yürüyüşümüze devam ediyoruz.Gerilerden ve daha ilerilerden alın fenerlerinin ışıkları parlıyor.Dörtbin metreye doğru çıkınca kar’ın çoğaldığını görüyoruz.Hava soğuk, gün karşı tepelerden kızararak doğuyor.Dağ laleleri ve rengarenk çiçekler açmış heryanda.Bahar gelmiş ve gidiyor Sabalanda.Dörtbin metrenin üzerindeyiz , kar var, soğuk var,güneş var.Yani tüm mevsimlerin birlikte olduğu anları yaşıyoruz.Dağ gibi kayaların arasındaki patika yoldan döne döne tırmanıyoruz. Yer yer , geri dönen dağcılarla karşılaşıyoruz.Azerine dağcılar’’yorulmayasız’’ diyerek selam verip geçiyorlar.Zirveye yaklaşınca koca bir kayanın önünde namaz kılanları görüyoruz.

namaras_ali_cetin_sabalan037

Sabalan dağı esasen Zerdüş dinine inananların dağı.Zerdüşt peygambere bu dini oluşturan vahiylerin burada indiğine inanılıyor.Zerdüşt , Zerdüştçülük dilinin peygamberidir.Zerdüşt, Pehlevi dilindeki biçimidir. Bu dilin tanrısı ise Ahura mazda’dır.Yani bu dine tanrısının adından ötürü mazdeizm de deniliyor.Zerdüşt peygamber İ.Ö 660-583 yılları arasında yaşamıştır.Zerdüştlerinde kutsal kitapları Avesta vardır.Bu kitapta tarihte ilk defa cennet cehennem kavramları bulunmakta tanrının şeytanla savaşı anlatılmakta , cinler ve periler kavramları ilk defa Zerdüşt lerin kitabı olan Avestanın Vendidat bölümünde geçmektedir.

Yani zerdüşt’e , Ahura Mazda (TANRI ) tüm buyruklarını , Zerdüşt , Sabalan dağının doruklarında inzivada iken göndermiştir.O nedenle Sabalan Zerdüşt inanırlarınca kutsal bir dağdır.Kadın , erkek ve gençler ibadet aylarında akın akın Sabalanın 4811mlik zirvesine çıkarlar ve dua ederler.Zirvedeki Zerdüşt peygamberin yıkandığı buz gibi suları olan gölde apdest alıp yıkanıp temizlenerek namaz kılıp dua ederler.

Sabalanın zirvesi Zerdüştlük diline inananlar için temizlenme ve arınma yeridir.

namaras_ali_cetin_sabalan032

Saat 11:00’da Sabalanın zirvedeyiz.Zirve karlı , temmuz sonundayız.Hava dumanlandı, hafiften kar yağmaya başladı.Duman zirveden çekilince , muhteşem bir buz gölüyle karşı karşıyayız.Nefeslerimiz tutuluyor.Buz gölünün seyrine doyamıyoruz.Tam 4811metrede bir buz gölü.Zerdüştlerin buz gölü bu.Bir yandan fotoğraf çekiyoruz bir yandan gölün suyundan içiyoruz.Zerdüşt inananları dağcılar apdest alıp, namaz kılıyorlar.Bir saat kadar oturuyoruz.Yemeklerimizi yiyoruz, ortam çok güzel. Bazı arkadaşlar nefes alıp vermede zorluk çekiyorlar ve hemen dönüyorlar.

namaras_ali_cetin_sabalan016

Bir saat sonra zirveden dönüşe geçiyoruz.Dolu yağmaya başlıyor.Yağmurluklarımızı giyiyoruz.Her yan bembeyaz oluveriyor birden.düşmemek için dikkat ediyoruz, tek sıra halinde yürüyoruz.İranlı sağcılar yolları çok güzel işaretlemişler.Kaybolma şansımız yok.

Saat 17:00’da dağ evine iniyoruz.Bir süre soluklanıp dinlendikten sonra eşyalarımızı topluyoruz.Tekrar jip kiralayıp Meşkin’e dönüyoruz.

namaras_ali_cetin_sabalan001

Sabalan güzel dağ.Tüm dağlar güzeldir, tüm dağlar kutsaldır İnsanlarca. Her dağ güneşe uzanan bir inanç simgesi olagelmiş insanlık tarihi boyunca.Dua edilmiş , saklanılmış, kaçılmış, özgürlük mücadelesini sığınağı olmuştur.

Sabalan dağı İranda , Meşkin ovasının üzerinde , tüm sırları ile başı dumanlı , karlı öylece durmaktadır.

Ali Çetin

Posted in Trekking Yazıları, YazılarComments (0)


Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Ağustos 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031