Tag Archive | "suriye"

SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE -3. Kısım


SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE -3. Kısım

Eski Şam’ı gezmeye devam ediyoruz. Eski Şam’ı doğudan batıya kesen Şaare el müstakim yolu yani Mithat paşa çarşısını geçerek dosdoğru gidiyoruz.’ Bu yol bizi Haniye kilisesine götürür’ diyor Mejdi. Haniye kilisesi muhteşem bir yer. Hıristiyanlığın ilk yıllarında yapılmış. Yarısı yerin altında, muhteşem bir taş yapı. Sn Paul(Savul) bu kilisede iki yıl yaşamış. Fark edilince, öldürülmek istenmiş ve büyükçe bir sepet içerisinde surlardan sarkıtılarak kaçması sağlanmış.

namaras_ali_cetin_suriye_004

Mejdi ve Eşi Reşa bizi Şam sokaklarında gezdiriyorlar. Bazen arabayla gidiyoruz ama park edecek yer bulmak oldukça zor. Ömer araba park etme ve şoförlük konusunda oldukça Şam’lı oldu. Mejdi ve ben Ömer’le gidiyoruz, Gülseren ve Filiz, Reşa’nın arabasındalar. Bir yere biz park ediyoruz. Reşa’da zorlanarak bir boşluğa giriyor ve biraz öndeki arabanın tamponuna vurarak, biraz arkadaki arabanın tamponuna vurarak iki arabayı iteleyerek kendine yer açıyor. Suriye’de, arabanıntamponuna vurmak oldukça normal bir olay.

namaras_ali_cetin_suriye_036

Şam’da sedef işçiliği çok gelişmiş. Sedef satranç takımı almak istiyoruz. Sedef pahalı. Mejdi, bizi bir çarşıya götürüyor, orada sedefle ilgili çok şey öğreniyoruz. Plastik işleme ile sedefi birbirinden ayırtmak, anlamayan için imkânsız. Sedef satranç, tavla takımı, sedef bir kutu ve sedef işlemeli ayna alıyoruz. Hepsinin pazarlığını Mejdi yapıyor ve o nedenle de çok uygun fiyatla alıyoruz. Suriye’de alışverişlerde mutlaka sıkı pazarlık etmek gerekiyor.

namaras_ali_cetin_suriye_037

Şam’dan doğuya, havaalanına doğru 15-20 km. gidiyoruz. Burada yolun iki tarafında bahçeler var. Burası Huta bölgesi. Şam’ın meyve ve sebzelerinin yetiştiği en verimli tarım alanı. Huta bölgesinde eskiden en güzel erik ve kaysı yetişen bahçeler bulunmaktaymış. Huta bahçelerini geçince Karia Şamia denen, küçük bir Şam şehrinin inşa edildiği yere geliyoruz. Eski Şam’ı aynıyla buraya inşa etmişler. Harika bir yer. Çarşısıyla, kiliseleriyle, camileriyle, kapalı çarşısıyla ve mağazalarıyla eski Şam’dayız. Lokantasına oturuyoruz. Önce tabaklarda kuru yemişler geliyor. Yemekler hazır oluncaya kadar kuruyemişle oyalanacağız. Şam usulü kebap ve yemekleri yedikten sonra Şam’ın olmazsa olmazı mırra hemen geliyor. Ömer’le, benim çok hoşumuza gidiyor mırra içmek. Gülseren’de çok seviyor. Biz her gittiğimiz yerde yeni tatlara bakmasını seviyoruz.

namaras_ali_cetin_suriye_054

Şam’a gelince Kasyun tepesine çıkıp Şam’ın gece görünüşünü seyretmeden olmaz.1200 rakımındaki Kasyun tepesine arabayla dolana dolana çıkıyoruz. Buradan Şam’ı seyretmek muhteşemdi. Kafeteryalar var ama oturmuyoruz. Şam şehri ışıl ışıldı. Bir süre buradan seyre dalıyoruz, bütün Şehir ayaklarımızın altında. Kasyun tepesinden Cezmatiye Caddesine iniyoruz. Akşamın saat 10,u.Boydan boya ışıl ışıl bir cadde. En az 500 m. Uzunluğunda ve sıra sıra tatlıcı dükkânları. Burası cıvıl cıvıldı. Geceleri Şam’ın en hareketli caddesiymiş. Behice’nin eşi Abdurrahman bize felafil denen, nohut ve bakladan, bolca baharatla karıştırılıp, sızma zeytinyağında kızartırılarak yapılan köfte alıyor. Köfteleri bir kâğıt torbaya dolduruyorlar. Ellerimizle afiyetle yiyoruz. Tadı çok hoşumuza gidiyor.  Dükkânların içi ve önü, yığınla tatlı tepsileriyle dopdoluydu. Basil, bir tatlıcıya bir şeyler söylüyor Arapça olarak ve hepimize büyükçe birer parça tatlı ikram ediyorlar. İkram o kadar çok ki, Ömer hemen para vermek istiyor ama Basil,’ikram, para almazlar’ diyor. Tatlıcıların fotoğraflarını çekiyorum. Her fotoğrafını çektiğim tatlıcı büyükçe bir parça tatlı ikram ediyor. Hayatımda en çok tatlı yediğim gün oluyor bu gün. Şam tatlı, avuami, burma, baklava ve ayaküstü küçük dükkânlarda da satılan künefe. Bütün tatlılar bol fıstıklı. Suriye’de kuru yemişin her türlüsü çok ucuz.

namaras_ali_cetin_suriye_058

Akşam, Muhajirin semtindeki eve gelince Meral teyzenin gülen yüzü ve tatlı dili ile karşılanıyoruz. Meral teyze aynı zamanda tedirgin.’Acaba biz iyi gezdirildik mi, memnun kaldık mı? Merak ediyor. Bizim her yanı gezmemizi ve Şam’a ait bütün yiyecek çeşitlerini tatmamızı istiyor.

namaras_ali_cetin_suriye_071

namaras_ali_cetin_suriye_073

Yazının devamı;

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-1-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-2-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-3-kisim/

Posted in Gezi Yazıları, YazılarComments (2)

SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE -2. Kısım


SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE -2. Kısım

Şam deyince, turistik açıdan ilk akla gelen yerlerin başında Emevi camisi gelmektedir. Emevi camisi muhteşem mimarisi olan bir cami, etrafı ve içerisi çok kalabalık. Cami olarak, müze olarak çok hareketli bir yer. Süslemeler, sütunlar bir harika. Caminin içerisinde Hz. Yahya’nın kesilen başının gömülü olduğu bir mezar bulunmaktadır Emevi camisinin hemen yan tarafında Selahattin Eyyubi’nin mezarı var. Emevi Camisi yakınında ayrıca Hz. Ali’nin kızı Hz. Rukiye’nin altın süslemeli mezarının olduğu camiye yoğun bir ziyaretçi akını olmaktadır. Burası yani caminin içersine girince mezarın olduğu bölüm haremlik, selamlık olarak ayrılmış, bir yanda kadınlar, diğer yanda erkekler ziyarette ve ibadette bulunmakta. İbadet iki türlü yapılmakta, mezarın önünde namaz kılınmakta, hemde mezarın demirlerine kadınlarda erkeklerde sarılıp, ağlayayarak kendilerinden geçerken, mezar demirlerini öpüyorlar. Her ibadetçi demirleri öpmek için yarışıyor.H1N1 gribinin salgın olduğu günlerde bu ibadet şekli bize biraz garip geldi. Sonra eski bir valilik konağına giriyoruz. Eski Şam evi örneğini görüyoruz. Tamamı taş yapı, geniş bir bahçe. Şamlılar gerçekten zevklerine düşkün insanlarmış. Bu tarihi yoğunluk bölgeyi, Eski Şam’ın en yoğun, en kalabalık bölgesi yapmaktadır. Emevi camisinin olduğu yerde M.Ö. 2 binli yıllarda Arami Hadad tapınağı bulunmaktadır. Daha sonra Hadad tapınağı düzeltilerek Jüpiter tapınağı oluyor. Hıristiyanlık döneminde de burası kilise olarak düzenleniyor. Daha sonra ise cami olarak yeniden düzenlenerek bu günkü mimarisiyle varlığını Emevi Camisi olarak sürdürüyor.

namaras_ali_cetin_suriye_006

Eski Şam Kale içi olarak çok güzel bir yer. Bazı bazı yıkıntılar olsa da, eski taş yapılar, dar sokaklar, tek tek geziler görülmesi gereken yerler. Taş bina yapımında, yapı ustalığının en güzel örnekleri burada görülebilir. Eski Şam’ın, eski dar, taş evlerin arasındaki taş döşeme sokaklarına hayran kalıyoruz. Durmadan yürüyoruz. Zaten bir şehri gezip tanımak için yapılması gereken sokak aralarında sürekli yürümek ve hatta kaybolmak.

Öğlen sonrası yani saat 15,00 gibi yorulduğumuzu düşünerek Behice ve Hele bizi muhteşem bit taş binanın içindeki lokantaya götürüyorlar. Önce taş bina bizi büyülüyor, sonra oturanlara bakıyoruz, kadın, erkek, başı kapalı, açık herkes nargile içiyor. Yemekleri yedikten sonra hemen arkasından Arap kahvesi mırra geliyor. Durmadan ve az az veriyorlar. Mırra hoşumuza gidiyor. Ayrıca çok güzel olan Arap kahvesini de içiyoruz. Çok güzel. İçimizi ferahlatıyor. Sanıyorum, Şam’da kaldığımız 10 gün süresince hayatımız boyunca içmediğimiz kadar kahve içtik. Bu lokantanın adı BEYT CEDDİ (Dedemin evi) lokantası. Eski Şam’ın dar sokaklarının hoş manzarasının içinden geçerek varılıyor. Hem temiz, hemde yemekleri oldukça lezzetli.

namaras_ali_cetin_suriye_010

Suriye, Arap ülkeleri içersindeki en gelişmiş, en modern ülke. Hıristiyan halk ve Müslüman halk her yerde birlikte yaşıyorlar. Hoşgörü toplumu havasını hemen yaşamdan algılayabiliyorsunuz.

Eski Şam şehri, Müslüman Arapların ve Hıristiyan Arapların birlikte, iç içe yaşadıkları bir yer. Yüzlerce yıldır oluşan Şamlı olma kültürü gelişmiş. Buda, hoşgörü, saygı, tahammül ve kabullenme demek. Şam, dünyanın en eski şehirlerinden birisi. En eski Başkentlerinden ve kesintisiz başkentlik yapmış en eski şehir. M.Ö. 2500-1500 arasında ilk Arami’lerin başkenti olmuş. Hititler ile Mısır arasında, yani iki medeniyetin kesişme noktasında sürekli olarak var olmuştur. Kenanlılar ve Finikeliler Suriye topraklarında kurulan en eski ve en ünlü devletlerdir. Dünyada ilk alfabe Finikelilerin eseridir. Burada, Finikeliler dünyanın en büyük ticaret devletini kurmuşlardır. İlk cam üretimi, ilk müzik notası, ilk ziraat burada yapılmıştır. Yani Şam aynı zamanda ilklerinde şehri olmuştur tarih boyunca. Finikeliler dünyaya alfabeyi buradan taşımışlar, Yunanlılara kırmızı rengi yine Finikeliler öğretmişlerdir. Suriye’de kurulan devletler her zaman uysal olmuşlar ve esas olarak ticaretle uğraşmışlardır. 1400 lü yıllarda Timur Şam’ı işgal ettiği zaman 30.000 ustayı buradan alarak Semerkant’ta götürüyor. Yine 1860 yılında yeni gelen Osmanlı valisiyle birlikte Hıristiyanlara karşı kışkırtmalar başlıyor, çıkan olaylardan sonra beşbin Hıristiyan usta mısıra göç ediyor. Yani Suriye her dönem ticaretin, sanatın geliştiği bir yer olagelmiştir.

namaras_ali_cetin_suriye_014

Eski Şam yani kale içi dopdolu tarih. Dar ve taş döşeme sokakları, taş yapılarıyla İnsanı büyülüyor. İslami ve Hıristiyan yaşam, sokakta ve sosyal hayatta kendini giyimden, yemek kültürüne kadar, her alanda iç içeliğini size gösteriyor. Şam sokaklarında bir yanda modern giyim tarzıyla yaşam hayatın her alanında sürerken, diğer yanda ise bir dükkânın girişinde seccadesini serip namaz kılan başı örtülü bir bayanı yadırgamadan görebilirsiniz. Suriye’de, bayanlarda başörtüleri var ama giyim olarak oldukça modern. Başörtülü ve tayt giymiş ya da başı bağlı etek giymiş bir bayanı her yerde görebilirsiniz.

namaras_ali_cetin_suriye_023

Şam şehrini öyle birkaç günde gezip tanımak mümkün değil. Şam’ın her sokağı tarih, başka bir tarihi medeniyet sunuyor. Hamidiye kapalı çarşısına giriyoruz. Yoğun bir kalabalık sel gibi akıyor. Gülseren ile Filiz meşhur Suriye işi agrabina denen masa örtülerini arıyorlar. Basil ‘Sakın ben fiyat sorarken Türkçe konuşmayın’diyor. Neden diye soruyoruz? Yabancılara yüksek fiyat söylediklerini öğreniyoruz. Kapalı çarşıda fiyatlar oldukça pahalı. Basil bizi kapalı çarşının yan sokaklarına götürüyor, yıkık dökük bir binanın yıkık dökük merdivenlerinden yukarı çıkıyoruz, küçük bir dükkân burası ve raflarında çeşit çeşit masa örtüleri var. Burada fiyatlar, Hamidiye çarşısındaki fiyatların üçte biri. Basil’in tanıdığı olmasından dolayı daha uygun fiyata alıyoruz masa örtülerini. Fanila, atletler Suriye’de oldukça ucuz. Çünkü Suriye’de pamuk üretimi çok fazla. O nedenle pamuklu şeyler hem ucuz, hemde oldukça kaliteli. Basil’den, Adidasın  Suriye’de fabrikası olduğunu öğrenince, bir adidas mağazasına giriyoruz, genelde fiyatlar çok ucuz değil ama çoraplar çok ucuz olduğu için hemen adidas çoraplardan çok alıyoruz. Türk parasıyla bir TL’ye adidas spor çorapları.

namaras_ali_cetin_suriye_027

Hamidiye kapalı çarşısını sokak sokak geziyoruz. Çarşının her sokağının ayrı bir özelliği var ve insanı büyülüyor. Behice,’Hamidiye kapalı çarşısına gelince buradan dövme dondurma yemeden çıkılmaz’diyor. Çarşının ortasındaki Bakdash dondurma soluna giriyoruz. İçerisi tıklım tıklım dolu. Oturacak yer bulmak zor, biraz bekleyip bir yere oturuyoruz. Dövme fıstıklı dondurma yiyoruz.’Fıstıklı  güzeldir’diyor Behice.Bakdash dondurma salonu 1895 yılında açılıyor.Dövme dondurmanın ilk çıktığı yerin Şam olduğunu söylüyor Behice.

namaras_ali_cetin_suriye_059

Şam tam bir tarih ve ticaret şehri. Bir kaç yıl önce her şey daha ucuzmuş. Artık dünyaya daha çok açılmaya başlamışlar ve bunu daha çok Türkiye üzerinden yapıyorlar. O nedenle son yıllarda Türkiye ile sürekli turizm ve ticari antlaşmalar imzalanıyor. Eski Şam yani kale içi, daha çok Hıristiyan Arapların oturduğu yer. Çok hareketli. Daha çok kadınları görüyorsunuz sokaklarda. Suriye’de sokaklar oldukça güvenli. Kadılara yönelik herhangi bir rahatsız edici davranış olmuyor. Kadın erkek, gezerken hırsızlık korkusu yaşamadan gezebiliyorsunuz. Bunda devletin sokaklarda ve hemen her alanda sıkı denetiminin etkisi var. Kadınlar, gece, gündüz her saatte sokaktalar. Kadınlar, evlendikten sonrada kendi soyadlarını kullanmaya devam ediyorlar. Akşam eşine ‘sen evde çocuklara bak biz kadın arkadaşlarla eğlenmeye gideceğiz, geç gelebiliriz’ diyebiliyorlar. Erkekler ise bu durumu anlayışla karşılıyorlar. Kadıların, geceleri eğlenmek için kadın arkadaşlarıyla sokağa çıkmaları sosyal yaşam biçimi olarak yerleşmiş topluma.

namaras_ali_cetin_suriye_076

Suriye’de erkekler üç kadına kadar evlenebiliyorlar. Medeni hayatta İslam kuralları geçerlidir. Evlenirken dini nikâh resmileştirerek yapılıyor. Kadınla erkek, evlenmeden önce pazarlık ediyorlar ve boşanma olunca kadının kaç para alacağı konusunda anlaşıyorlar. Bu durum şahitler önünde resmileştiriliyor. Ayrıca mahkemeler dışındaki, noter vs. türü yerlerdeki şahitliklerde, bir erkeğe karşın iki kadının şahitliği geçerli oluyor. Şam’da aile ilişkisi oldukça belirleyicidir. İsmi öne çıkmış köklü ailelerin kızını, taşradan birinin isteyebilmesi imkânsızdır. Köklü bir ailenin kızına taşradan birisi talip çıkarsa, bunu kendine hakaret sayıyor. Ama bir müeyyidesi de yok, sadece kızının, taşralı birisiyle evlenmesine razı olmuyor. Kız istenmeden önceki tanışma törenlerine kesinlikle kadınlar katılmıyor. Erkekler gelip kızın ailesiyle tanışıyorlar.

Yazının devamı;

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-1-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-2-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-3-kisim/

Posted in Gezi Yazıları, YazılarComments (3)

SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE -1. Kısım


SURİYE ÜLKESİNDE ŞAM ŞEHRİNDE

Suriye gezisinin, birkaç zamandır hayalini kurup, planlarını yapıyorduk. Arabayla mı gitsek diye düşünürken, sonunda Turing kurumuna 150 TL. yi yatırıp, Arabayla çıkış işlemlerimizi tamamladıktan sonra, Hatay’a doğru yola koyulduk. Turing bize güzel bir Ortadoğu yol haritası verdi. Haritada yerler Latince yazılımıyla çok güzel gösteriliyor.

namaras_ali_cetin_suriye_055

Cilve gözü sınır kapısına vardığımızda biraz tedirgindik. Arapça bilmiyorduk, ilk kez araba ile yurtdışına çıkıyorduk. Cilvegözü’nde epeyce kalabalık Hataylı olduğunu görünce rahatladık. Hataylılar bize her konuda yardımcı oldular ve Suriye gümrüğünü geçtik. Suriye gümrüğündeki görevlilerde bize çok iyi, güler yüzlü davrandılar ve hiç bir sorun yaşamadan Babilhava sınır kapısından Suriye topraklarına girdik. Arabamızda çok az benzin vardı. Amacımız Suriye’den ucuz benzin almaktı. Hava kararmıştı. Saat akşamın 17,30 u olmuştu. Harita kucağımızda, Ömer arabayı kullanıyor, Filiz, Gülseren ve ben pür dikkat yola bakıyorduk. Çıkışta derme çatma bir çarşı görünce yavaşladık, amacımız benzin almaktı. Bidonla da benzin satılıyordu yol kenarlarında. Buradan benzin almaya çekinip yola devam ettik. Biraz gidince bir döner kavşakta tereddüt edip sola doğru saptık ama yinede emin olamadık. Ömer arabayı kenara çekti. Haritaya dikkatli bir biçimde bakınca yanlış gittiğimizi anlayıp, geriye döndük. Biz, İdlib şehri yoluna değil Halep yoluna sapmışız. Bir km. sonra geriye dönüp, döner kavşaktan İdlip yolunda otobana girdik. Suriye’de yolların otoban olmadığı, düzgün olmadığı konusunda duyumlar almıştık. Otobana girince biraz şaşırdık, çünkü güzel ve düzgün bir otobanda gidiyorduk.

İdlib Şehrinin varoşlarından geçtik ten sonra, benzin almak için bir tesise girdik ama Türkiye deki gibi gösterişli ve temiz değildi. Benzinci, Türk parası almadı, dolar verip arabanın deposunu doldurduk. Benzinin ucuz olması bizi epeyce sevindirdi. Benzincide tuvalet yoktu, yol üstünde yine başka bir derme çatma benzincide durduk. Derme çatma bir tuvaleti vardı ve tuvaletin kapısında da üstü başı dağınık birisi bekliyordu.  Tuvalet oldukça pisti. Çıkınca, Arap:’dolar, dolar’ diye önümüze dikildi. Türk parası gösterdik ama almadı, İlla de dolar istiyordu. Dolar yok deyince iki elini gökyüzüne kaldırarak ‘sizi allaha havale ediyorum’ diye hareket yaparak ‘Yallah yallah’ dedi. Gülerek oradan ayrıldık. Otoban boyunca azda olsa güzel tuvaletleri olan düzgün tesisler olduğunu sonradan gördük.

Ömer, Suriye trafiğine ve otobana çabucak adapte olmuştu. Yol güzeldi ama trafik kuralı ve hız sınırı yoktu. Araçlar hızla sağımızdan da, solumuzdan da gediveriyorlardı. Biz hem yola bakıyorduk ve hem de ‘aman Ömer, Aslan Ömer, Yiğit Ömer’ diyerek Ömer’e moral veriyorduk.

namaras_ali_cetin_suriye_021

Hama şehrine girmeden geçtik ten sonra, yanlışlıkla Homs şehrinin içine girdik. Şehrin içinde bir süre gittikten sonra bir polisin yanına yaklaşarak ‘Damaskus’ diyerek ileriye doğru işaret ettik. , polis yüzümüze anlamsız bakınca ‘Şam, Şam’ diyerek yeniden işaret ettik, polis ‘Müstakim, müstakim’ diyerek doğru gitmemiz gerektiğini işaret etti. Dört saat sonra, Telefonda Basil’in tarif ettiği Babil hava-Şam arasındaki ilk ve tek virajları görünce Şam’a yaklaştığımızı anladık. Artık Şam şehrinin girişindeydik. Ömer, teyzesinin oğlu Basil’i aradı. Basil ile yol üzerinde buluştuk. Basil, gülerek Eşi ile birlikte arabadan indi. Kucaklaştık. Basil önde, Şam’ın trafiği yoğun gecesine daldık. Muhajirin mahallesine gidiyorduk. Dar ve dik yokuşlu sokaklara sapıp, dimdik bir sokakta arabaları park ettik. Arabanın el frenini çeker çekmez, Ömer’in ilk ettiği laf ‘buradan nasıl kalkacağız acaba ‘ oldu.

namaras_ali_cetin_suriye_026

Ömer’in teyzesi, Meral teyze bizi bekliyordu. Basil, Basil’in eşi Hele ve Küçük kızı Ayla ve de Meral teyze bize öyle sıcak davrandılar ki birden kaynaşıverdik. Sanki Suriye’de değil, Türkiye ‘deymişiz gibi bir ortamdaydık. Teyze bizim için programları önceden yapmıştı. Koyu bir Antalya sohbetinden sonra epeyce geç vakitte yattık. Sabah Meral teyze erkenden kalkıp bize Şam usulü kahvaltı hazırlamıştı. Kahvaltıda küçücük patlıcanların içine ceviz, kırmızıbiber, sarımsak doldurularak, el yapımı halis zeytinyağına yatırılarak bekletilmiş Megdus yenmeli. Megdus’un çok güzel bir tadı var ama sadece sabahları yeniyor. İnsana enerji veren bir besin. Ayrıca tadına doyamadığımız Haşlanmış nohut ile iyece kurumuş yufka tabağa konuyor, üzerine de tahin, sarımsak ve yoğurt karıştırılarak dökülüyor, en üstede kızartılmış kırmızı toz biberli tereyağı dökülür. Ama Meral teyze ‘en önemlisi üzerine acı yakışır’ dedi. Sabah kahvaltısında yenen bu kahvaltılığın adı Tsiyye.

namaras_ali_cetin_suriye_028

Megdus ve Tsiyye bıkmadan her gün yenebilecek kahvaltılıklar.

Sabah yaptığımız sıkı kahvaltının arkasından Teyzenin öğretmen kızı Behice ve gelini Hele ile birlikte Şam şehir gezisine başladık. Kasyun tepesi 1200 metre rakımında eski Şam’ın batısında, bugün ise artık Şam şehrinin tam ortasında kalmış bir seyir tepesi. Kasyun tepesine çıkmadan Şam şehrini bir bütün olarak göremezsiniz. Muhajirin semti, işte bu Kasyun tepesinin güney yamacına sırtını dayamış, hem Şam’ın en lüks semtlerinden biri, hem de Osmanlıdan bu yana dışarıdan gelen elitlerin oturduğu bir semt. Muhajirin’in alt sokağında Cumhurbaşkanı Başer Esat oturmaktadır. Kasyun tepesinin Uzantısı olan küçük ve ormanlık bir tepede Cumhurbaşkanlığı köşkü bulunmaktadır. Ama Başer Esat, Muhajirin semtinin altındaki sokakta, halkın arasında oturmayı tercih etmektedir.

DSC02216

namaras_ali_cetin_suriye_029

namaras_ali_cetin_suriye_053

Yazının devamı;

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-1-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-2-kisim/

http://namaras.org/anasayfa/2010/01/31/suriye-ulkesinde-sam-sehrinde-3-kisim/

Posted in Gezi Yazıları, YazılarComments (2)


Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Ağustos 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031