Tag Archive | "tarih"

MANA-UWA – NEHRİNDEN TARİH AKAN ŞEHİR


MANA-UWA

NEHRİNDEN TARİH AKAN ŞEHİR – MANAVGAT

Bereketli topraklar

Manavgat, Pamphylia Ovası’nın doğu kısmında yer alan, Likya ile Kilikia Bölgesi’ni birbirinden ayıran Manavgat Çayı üzerinde, Antalya’nın doğu coğrafyasının ortasında, Antalya’ya 70 km. yakınlıkta, şirin bir kenttir.

Manavgat Çayı’nın denize döküldüğü harika boğaz Titreyengöl ve Sorgun bölgeleriyle denize 3 kilometre, orta Torosların güney yanındaki Ulualan Ovası’nın tam ortasındadır. Günümüzde Manavgat, Side, Boğaz ve Titreyengöl ile iç içe bir kent görünümündedir.

namaras_ali_cetin_manavgat_cayi046

Manavgat kenti, İlkçağ’da Side’nin önde gelen kasabalarından birisiydi. Dağlık Kilikia’nın batı yanında, Pamphylia’nın doğusunda, Manavgat Çayı’nın batı yakasındaki Hisar’ın etrafında bir İlkçağ kenti olarak kurulmuştur. Adı: Mana-uwa‘dır. Bu ad İlkçağ’da, Anasal Tanrıça tapınağı öğelerinden üretilmiştir. Mana-uwa; Luwi dilinde (Luwi’ler, Hititler zamanında Anadolu’nun güneyinde yaşayan halka verilen isimdir) Anasal Tanrıça’ya tapan halk demektir. Mana-uwa, MS 7. yüzyılda oldukça canlı bir kereste ticareti limanı ile Ermeni ve Rum papazların toplanma yeri olarak dikkati çekmektedir.

Mana-uwa, İlkçağ’da üzümü, şarapçılığı, ormanları ve kereste ticareti ile ünlüdür. Bölgenin ormanlarından kesilen kereste, gemilere yüklenerek Mısır’a, Kudüs’e götürülerek, oralarda gemi yapımında kullanılmaktadır. O nedenle burası, İlkçağ’da hareketli bir kenttir.

Kültürler arasında bir köprü

Manavgat Çayı üzerinde 20. yüzyıla kadar herhangi bir köprü yapılmamıştır. Bu ise, İlkçağ’dan 20. yüzyıla kadar burada ki, kereste ticaretinin önemi ve canlılığıyla açıklanabilir.

Manavgat Çayı üzerindeki ilk köprü yapımına 1930 yılında başlanan, demir aksamı Alman Groof firmasınca verilen ve 1932 yılında trafiğe açılan tarihi asma köprüdür. Bu yıllara kadar ırmak üzerinden geçişler sal ile yapılmaktadır.

Osmanlı Dönemi’nde, Manavgat Çayı’nın doğu yakasında, Alara Çayı ile arasındaki bölgede Senir Beyliği, batı yanında ise Köprüçay’ı ile arasında kalan alanda Tugayoğlu Beyliği varlıklarını sürdürmüşlerdir. Çayın doğu yakasındaki tepecik üzerine, bu bölgeye 12. ve 13. yüzyıllarda Türklerin gelişiyle Düşenbih Köyü kurulmuştur.

Tarım, hayvancılık ve turizm kenti

Irmağın varlığı her zaman Manavgat Kenti’ni, tarımda, hayvancılıkta, ticari açıdan ve de turizm açısından ilgi odağı olarak var etmiştir. Manavgat Çayı’nın İlkçağ’da ki adı Melas’tır. Melas; Yunanca ‘kara ırmak’ demektir.

Günümüzde, artık bir turizm merkezi olan Manavgat ile Alanya, Side, Manavgat Şelalesi arasında botlarla ve yelkenlilerle günübirlik binlerce turist gezi yapmakta, ırmağın buz gibi suyunda yüzerek serinlemektedirler. Manavgat Çayı, turizmin gelişmesiyle birlikte turist taşımacılığının yanı sıra, alabalık yetiştiriciliğinde ve bot ile yat yapımı tersaneciliğinde bölgenin en önemli yatırım alanı olma özelliğine sahiptir.

namaras_ali_cetin_manavgat_cayi045

Zamanla Manavgat Çayı’nın taşıdığı alüvyonlarla, kentin çevresindeki ovalar verimli hale gelmiş, Türkbeleni altından geçen ve Titreyengöl’de çam ormanları arasından                                                                                                                                                                        denize dökülen çay, alüvyonların deniz ağzını kapatmasıyla su kendine yeni bir yol açmış ve bugünkü Boğaz’dan denize dökülmeye başlamıştır.

Suyun şekillendirdiği bir mimari

Kumsalının güzelliğiyle ve eşsiz manzarasıyla, denize bir yay çizerek dökülen ırmağın yarattığı 3 km uzunluğundaki kumsaldan doğa harikası bir yarımada ortaya çıkmıştır. Bu kumsalıyla, deniziyle ve güneşiyle görsellik harikası bir doğa olayıdır. Burası yerel adıyla Boğaz’dır. Side’ye alternatif turizm merkezi olarak Titreyengöl‘ün tüm güzelliğiyle var olmasında, bu doğa olayının sonucunda oluşmuştur.

Fıstık çamı ormanlarının arasında, hemen denizin kenarında doğa harikası bir göl ve önündeki denizle arasında uzanan, tertemiz kumsalıyla, doyumsuz bir görselliğe sahiptir Titreyengöl ve Sorgun bölgesi. Titreyengöl kumsalında saatlerce yürünebilir ve güneşin batışının bulunmaz, doyumsuz manzarası eşliğinde akşamın tadına varılır.

Bugün, Titreyengöl ve Sorgun çevresi, turistlerin en çok ilgisini çeken büyük beş yıldızlı otelleriyle ünlüdür. Bu bölgedeki otellerin 18 bin yatak kapasitesi bulunmaktadır.

Doğal miras

Manavgat Çayı, Torosların güneye bakan yamaçlarından 980 metre yükseltiden doğar. Dünyanın en güçlü yeraltı kaynaklarıyla beslenen çay, aktıkça güçlenir. Kentin ortasından geçen çay, 93 kilometre yol kat ederek Akdeniz’e dökülür. Eşi, benzeri olmayan sarp, derin kanyonlardan geçen Manavgat Çayı, 185 metre yükseklikte beton kemer yapılarak inşa edilen ve dağların arasında eşsiz güzelliğiyle bir doğa harikası olan Oymapınar Barajı’nı oluşturmaktadır.

namaras_ali_cetin_manavgat_cayi024

.

Oymapınar Barajı’ndan sonra, Manavgat Çayı’nın oluşturduğu, küçük bir iç denizi andıran, irili ufaklı birçok adacığı olan ve derin, güzel koylarında plajları ve de balık lokantaları bulunan, yemyeşil çam ormanlarının arasında mavi ile yeşil karışımı bir görünümüyle Manavgat Barajı bulunmaktadır.

Manavgat Çayı üzerinde, derinliği ve büyüklüğüyle ünlü, dünyanın en güzel yeraltı mağaralarından biri olan Altın Beşik Mağarası bulunmaktadır. Bu mağara yeraltı sularıyla çayı besleyen en önemli kaynaklardan birisidir.

Güzeller güzeli Manavgat Şelalesi

Manavgat Çayı’nın son bileşeni antik Naras Köprüsü altından geçerek ırmağa karışan Kargıhan Çayı’dır. Kargıhan Çayı’nı da aldıktan sonra, eski alüvyon yığınlarından oluşan dereli tepeli bir arazide şiddetini kaybetmeden akan çay, Manavgat’tan 2 km. yukarılarda batıya doğru çevirdiği menderesini terk ederek dosdoğru inmeye başlar ve bu doğrulduğu yerden, 4 m. yükseklikten meşhur Manavgat Şelalesi’ni oluşturur. Çayın, çok yüksek debisi ile 4 metreden düşmesi ve etrafındaki arazinin coğrafi güzelliği, Manavgat Şelalesi’ni bölgenin en çekici yerlerinden biri yapmıştır.

Ünlü Manavgat Şelalesi’nden sonra yayılarak küçük şelaleyi oluşturan su, gitgide hızını kaybederek Manavgat içinde akışı oldukça yavaşlar ve mağrur bir edayla kent içinden geçerek denize dökülür.

Köprülü Kanyon

Manavgat’tan 59 km kuzeybatı yönünde gittikten sonra, eşsiz bir orman denizinden geçerek, ünlü Köprülü Kanyon’a, burada Köprüçay’ın üzerindeki tarihi oluk köprü hayranlık uyandıracak niteliktedir. Kanyonun uzunluğu 14 km. olup, derinliği 100 ile 500 metre arasındadır. Köprüçay üzerindeki oluklu köprü 2000 yıl sonra bile üzerinden halen araçların geçebildiği sağlamlıktadır. Köprünün altındaki manzarasıyla, çayın içerisindeki balıklarıyla insanın ruhunu dinlendiren bir doğa çıkar ortaya. nisan-mayıs ayları arasında çayda yapılan rafting ile, adrenalinler yükselerek, harika bir gün geçirilebilmektedir.

Köprülü Kanyon’dan sonra ister arabayla, ister St. Paul yolundan trekking yaparak gidilebilen antik Selge antik kenti, bütün ihtişamıyla dağın üzerinde durmaktadır.

Uçansu (Çündere) Şelalesi, Alara Çayı’nın ilk çıkış yeri olan, Çündere Köyü’nde Barcın Akdağ’ın 40 metre yamacından büyükçe bir kütle olarak kaynaktan fışkırarak, uğultuyla nehre inen suyun yarattığı görkemli bir şelaledir. Toroslara yağan karların erimesiyle nisan ayında coşan Uçansu Şelalesi, yarattığı gök kuşağı manzarasıyla, görsellik açısından bölgenin en görkemli doğa olaylarından birisidir.

namaras_ali_cetin_manavgat_cayi023

Tarihin yazıldığı kıyılar

Side, antik çağlarda Mısır ticaret yolu üzerinde, sandalların konaklama yeri, sandal saray kent olarak kurulmuş, sonraları Pamphylia’nın en önemli köle ticaret merkezi olmuştur. Bir zamanlar binlerce kölenin ve bin bir çeşit malın alınıp satıldığı Side Çarşısı ve Side Limanı, bugün ülkemiz turizminin en önemli ticari merkezi haline gelmiştir.

Side, kilometrelerce uzunluktaki kumsalıyla, tertemiz denizi ve tarihi geçmişiyle, dünya insanları için aranılan bir tatil yeri ve turizm bölgesi olarak Manavgat Kenti’nin bir parçasıdır.

Savaşçı kent Etanne

Manavgat‘a 27 km. yakınlıkta bulunan Etanne antik kenti, Sırt Köyü yakınlarında, denize tepeden bakan, M.Ö. 3 yy. da kurulmuştur. Etanne, savaşçılığıyla ünlüdür ve kalıntıları kentin yerleşiminin olağanüstülüğünü gözler önüne sermektedir.

namaras_ali_cetin_manavgat_cayi034

Seleukeia

Manavgat Bölgesi’nin en önemli antik kentlerinden biri olan Seleukeia, Manavgat’a 14 km uzaklıkta, Bucakşıhlar Köyü’nün üstündeki tepede, Etanne ile aynı dönemde kurulmuştur. Tiyatrosuyla, hamamıyla, agorası ve tapınaklarıyla günümüze kadar sağlam kalabilmiş, denize tepeden bakan antik bir kenttir. Burası M.Ö. 3.yy.da Suriye kralı Selevkus tarafından ya da onun anısına yaptırılmıştır.

Dağların doruğunda yaşam; Selge

Manavgat’a 77 km. uzaklıktaki Selge antik kenti, Köprülü Kanyon’un üzerinde bir ilk çağ kentidir. Kurucusu Grek Calchas adında birisidir. Zeytinyağı, şarap ve kereste en önemli ticari ürünleridir. Tiyatrosu ilginç yapısıyla bugün sağlam durmaktadır. Tiyatronun en üstünden görünen köprülü kanyon vadisi, özellikle gün doğumunda harikadır. Tiyatronun bitişiğinde Stadyum, onun yanında hamam ve batısında iki tapınak vardır. Bunların kalıntılarının gerisinde de dev bir sarnıç bulunmaktadır.

Su kemerleri ve tiyatro kenti; Aspendos

Aspendos’un ilk kurulduğunda adı Azitawadda idi. Grek Mopsus hanedanının varislerince, Troya Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir ilk çağ kentidir. Aspendos’un, bugünkü görkemli hali M.S. I.yy.da gerçekleşmiştir. M.S. 365 yılında ki deprem, hem Aspendos’a, hem de köprü çayı üzerindeki köprüye çok zarar vermiştir. Yıkılan köprü kalıntıları üstüne,1221 yılından sonra buraya hâkim olan Selçuklular tarafından yeniden, aslına uygun olarak köprü yapılmıştır. Tiyatroda, yine kervansaray olarak kullanıldığı için, Selçuklular tarafından tamir edilmiş ve günümüze kadar sağlam kalması sağlanmıştır. Aspendos tiyatrosu M.S. II. yy.da mimar Zeno tarafından klasik Roma stilinde yapılmıştır. Akustiği en güçlü tiyatrolardan birisidir. Günümüzde de konserler verilmektedir. Aspendos su kemerleri, Roma dünyasının en görkemli, teknik açıdan en orijinal kemerlerinden birisidir. Su kemerlerinin toplam uzunluğu 20 km.dir. Aspendos, Manavgat’a 30 km. uzaklıkta bulunmaktadır.

Turkuvaz renkli Alara

Alarahan ve Alara Kalesi, Manavgat-Alanya sınırını oluşturan Alara Çayı’nın üzerinde, denizden 7 km. içeride bulunmaktadır. Alara Kalesi, Bizanslılar zamanında, hem Konya – Alanya, hem de Konya – Antalya yani İçanadoluyu Akdeniz’e bağlayan kervan yolu üzerinde bulunmaktadır. Selçuklular 1221 yılında Kolonoros’u (Alaiye) aldıktan sonra, Kolonoros komutanı Kyr Vart’ın kardeşi Kyr Mikail’in sahibi olduğu Alara Kalesi’ni takas yoluyla alarak, hem kaleyi yeniden restore etmişler, hem de kalenin hemen yanına, ırmağın kenarına Alarahan Kervansarayı’nı yaparak, kervan yolunun denetimini sağlamışlardır. Kale ve kervansaray, Manavgat’a 32 km. uzaklıkta, eski görkemli durumlarını korumaktadırlar.

Gerçek Akdenizli bir turizm kenti

1960–1970’li yıllarda esas geçimini pamuk ekimiyle, seracılık ve narinciye yetiştiriciliğiyle sağlayan Manavgat,1980’li yıllardan sonra turizmin çok hızlı gelişimiyle, zengin tarihi, eşsiz coğrafyası, temiz denizi, uzun kumsalları ve dört mevsiminin turizme uygunluğuyla Ülkemizin en önde gelen turizm bölgelerinden biri olarak yerini almıştır. Bu durum hızla şehirleşmesini ve büyümesini getirmiş, bölge halkının, ülkemiz insanlarının ve yabancıların yerleşimi için bir çekim merkezi olmasını sağlamıştır.

Manavgat, dört mevsim denize girilebilen, dağlarla ilişkilenmesi kolay,  sayısız trekking parkurlarının olduğu bir coğrafyası olan, ortasından süzülerek geçen yemyeşil ırmağı üzerinde botların turist taşıdığı, eşsiz güzelliğe sahip, kolay yaşanılır bir kenttir.

Halkın pazarı

Manavgat’a, pazartesi günleri periyodik olarak kış, yaz pazar kurulur. Manavgat Pazarı’nda giyimden, sebze ve meyveye, hediyelik eşyaya kadar her şey bulunabilir. Antalya bölgesinin en ünlü turistik pazarı burasıdır. Antalya’ya gelen turistler açısından mutlaka görülmeye ve gezilmeye değer bir pazardır.

Çevresi ile bütün bir şehir

Turizmin hızlı gelişimi, bölgenin kirlenmemiş olması, denizinin berraklığı, tarihi yapısının önemi, çevre güzelliği ve bozulmamış doğallığı Manavgat ‘ı biranda dünya insanlarının dinlence merkezi haline getirerek, turistik yığılma yaşanmıştır. Bu durum ise, sahile yakın olan köylerin, modern otellerin yapılmasıyla, turistik beldeler haline dönüşmelerini getirmiştir.

Manavgat çevresindeki Kızılot, Kızılağaç, Ilıca, Evrenseki, Çolaklı ve Gündoğdu köyleri turizmle ve turizm yatırımlarıyla, görünümleri, ekonomisi ve sosyal yaşamları hızla gelişen ve değişen yerler olmuşlardır.

Manavgat kenti tarihi ve turistik yerleriyle, coğrafyasıyla, iklimiyle Akdeniz bölgesinin en ilgi çekici yeridir.

Deniziyle, sahiliyle, ırmaklarıyla, şelaleleriyle, yürüyüş parkurlarıyla, kanyonlarıyla,

Kuşları, çiçekleri, dağları, dağlarındaki yaban hayatıyla ve dört mevsim güneşiyle dünyada az rastlanan bir çevresel çeşitlilik birlikteliğine sahip kent konumundadır.

Manavgat, bu konumuyla dünyanın bütün ülkelerine yakın şirin bir Akdeniz kentidir.

Manavgat Fotoğrafları:

DSC09945
DSC09935

DSC09873

Devamı için tıklayınız.
kar

Posted in Gezi Yazıları, YazılarComments (4)

ÇOBAN KIZI SİDELYA, SORGUN ORMANINDA KEÇİLERİNİ OTLATIR, TiTREYEN GÖLDE YÜZERDİ !


ÇOBAN KIZI SİDELYA, SORGUN ORMANINDA KEÇİLERİNİ OTLATIR, TiTREYEN GÖLDE YÜZERDİ….

namaras_ali_cetin_side018

Dağları severim, dağların ormanlarını, kuşlarını, ballı çiçeklerini ve şırıl şırıl akan sularını severim. Dağlar özgürlüktür, dağlar sevgidir, aşktır, tutkudur. Dağların, dağların ormanlarının sesi huzur verir, dinlendirir insanı.

Gel görki,günümüzde dağlar acı çekiyor, ormanlar acı çekiyor, dağlar sorunlu, inliyor doğa.

Kapitalizm, önünde engel tanımaz, kapitalizm acımasızdır. Vicdanı, geleceği yoktur kapitalizmin. Kapitalizm para, kar demektir. Para, dağ, orman, şırıl şırıl akan su, cıvıl cıvıl öten kuş tanımaz. Kapitalizm için her şey gelir getiren mülktür. Doğada, bir metadır.

İdealler ve idealleriyle yaşayan imanlar çoğalmadıkca, Kapitalizm hızla yok edecektir doğayı. İşte bu yok oluşa tanık olduğumuz yerlerden biriside SORGUN ÇAMLIĞIDIR.

Sorgun Çamlığı, hemen Akdenizin kenarında, onunla iç içe, ikinci bir iç deniz gibi uzanan denizle, mavi gök yüzüyle bütünleşen derin bir çamlık ormanıdır.

Sorgun Çamlık alanı 3749 dönümlük bir alandır. Tamamı 150-200 yıllık fıstık çamlaerı ve kızıl çamlarla kaplıdır. Bu ormanlık alan tarih boyunca varlığını hep sürdürmüştür. Çamların asıl etkisi kumul ilerlemesini önlemekte görülmektedir. Yüzlerce yıldır bu çamlar, sahilden ilerleyen kumları durdurmuştur.

3749 dönümlük çamlığın 639 dönümlük hemen deniz kenarındaki bölümü, zamanla Turizm yatırımı olarak otellere verilmiştir. Denizle fıstık çamlarının, kızıl çamların arasına otellerle bir set çekilmiştir.

Çamlığın kalan bölümün 2900 dönümlük alanı ise G1, G2 golf alanı adı altında 49 yıllığına otellere tahsis edilmiştir.Tahsise konu olan alanda dönüm başına 250 adet asırlık çam aşacı bulunmaktadır. Yapılacak olan G1 golf alanı 27 delikli olacakdır ve bunun içinde 432 dönüm sadece golf alanı için gerekmektedir. Bu demektirki 108.000 adet fıstık çamı ve kızılçam kesilecektir. Bu da demektir ki, Sorgun da, turizm yatırımı adı altında korkunç bir çevre katliamı yapılmaktadır. Buda ekolojik dengenin tamamen bozulması demektir.

Bugün yok olmakla yüz yüze olan Sorgun Çamlığında zamanla domuzlar saklanır, kurtlar, tilkiler, çakallar dolaşırmış. Çamlığın bir yerinin adı “ayı gürü”ymüş. Bir tarih yatar Sorgun Çamlığında. Side kenti, Romalılar hep çamlıklarıyla övünürlermiş. SİDE’de yaşarlarken eski çağlarda sideli çobanın kızı sidelya, keçilerini sorgunun gür çamlığında otlatır,yorulunca titreyengölün soğuk suyunda yüzermiş. ( o zamanlar titreyengöl melas çayının denize döküldüğü yer)

Biz, bölgeye Turizm yatırımına karşı değiliz, Ama ön araştırma yapılıp, gelecek ve çevre katliamına dönüşen yatırımlara karşıyız.

Küresel dünyanın sermayesi öyle bir gelmişki Sorgun Çamlığına Titreyen göl titremez olmuş, kuşlar ötmez, mantarlar, kuzu göbekleri yetişmez olmuş. Para için kesilmiş kocaman asırlık fıstık çamları, para için kirletilmiş Titreyengöl.

Ara ara gazetelerde “Sorguna yeşil bayrak verildi” yazısını görünce, “biz bir çam ağacı kesince yıllarca mahkemelerde sürünüyorduk, adamlar yüzlercesini kesiyorlar, kimse bir şey demediği gibi birde yeşil bayrak alıyorlar, diyor sorgun köylüleri.

Sorgun Çamlığı gibi çamlık, dünyada üç ülkede bulunmaktadır. Türkiye de Lara, Belek ve Sorgun aynı tür çamlık alanlardır. Buraların kumluk alanlarının altı kil tabakasıyla kaplıdır ve kil tabakası denizin içlerine kadar uzanır, o nedenle sürekli kumluk alan nemlidir, bu yüzdende çamlar yetişir kumluk alanda. Yani bölge korunması gereken bir alandır.

Ama sermaye değer tanımaz, sermeye için kar önceliktir, tüm değerler paraya tabidir. Önceleri yöre halkı turizmin gelişine ve gelişimine sevinmiş. Sonra görmüş ki, turizm adına doğa yok ediliyor, ne deniz kalıyor, ne orman kalıyor.

Bir gün birileri ormanın içine bir şantiye binası yapıyor, kocaman bir tabela asıyor, şantiye binasına en büyüğünden bir de türk bayrağı asıyor ve sonra başlıyor fıstık çamları bir bir kesilmeye.

1994 yılında Sorgun Çamlığı golf alanı olarak verilmiş. Sorgun, Manavgat ve Sideliler hemen tepki göstermişler. Verilen tahsis Turizm Bakanlığınca geri alınmış. On yıl beklemiş sermayedarlar, on yıl gözlerini dikmişler çamlığa, on yıl uymamışlar, on yıl boyunca sermayenin kaybını, getirisini hesaba vurmuşlar ve 2004 yılında Çamlığı ele geçirmişler. Bu kez tümünü almışlar çamlığın. Sadece 220 dönüm kalmış boş alan olarak koca çamlıktan. Bu kadarıda halka yeter dememişler ama ne dediklerini ve ne düşündüklerini zamanla görecek bölge halkı.

Bizde, yöre halkıda golf alanları yapılmasına karşı değiliz. Dünyanın her yerinde golf alanları, çorak arazilere yapılır, golf için çorak araziler değerlendirilir. Bizim ülkemizde ise tam tersi oluyor. Ağaçlar kesiliyor, deniz kirletiliyor, doğa yok ediliyor.

namaras_ali_cetin_side013

Sorgunda yıllardır yöre halkının yazlık olarak kullandığı sahildeki çardakları yıkılıyor. Gerekce:sahil temizlenecek, sonra halkın elinden alınan yer, bir gecede bir yatırımcıya tahsis ediliveriyor.

Yöre halkı tepkili, bu kez örgütlenmişler, Sorguna sahipleniyorlar. Ama seslerine, yetkililerin kulakları kapalı. Yöre halkı çamlar kesilmesin, Sorgun çamlığında kuşlar ötsün, çiçekler açsın istiyorlar. İstiyorlarki Sorgun çamlığı kocaman bir kent parkı ilan edilsin.

Tarih hiçbir zaman hata yapanları hele hele doğayı katledenleri unutmamıştır. Tarihte, yöre halkıda, gelecek nesillerde Sorgun çamlığını katledenleri unutmayacaktır, affetmeyecektir.

Ali ÇETİN

Posted in MakalelerComments (0)


Advert

Günü birlik veya kamplı, elinde fotoğraf makinesi, sırtında çantası olmanın verdiği hazla dolaşmaya MERHABA.

-
Her yer görülmeye değer anlayışı ve sevdasıyla yürümenin, tanımanın ve anlamanın tadına varabilmek amacıyla farklılıklar yaşıyoruz birlikte.

Yalnızca ülkemiz değil, gidilebilen her coğrafya içindir sözümüz.

Takvim

Mayıs 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031